Kaydet
a- | +A

Ülkemizin ekonomik durumu hakkında fikir beyan ederken, ülkemizin idari bünyesinde neler var neler yok hususunu da gözönünde bulundurmak gerekir. Bu şekilde hareket edince kanaatimizce görünüş umut verici değildir ve idari bünye üzerinde hükümetin büyük bir dikkatle düşünmesi gerekir. Bize göre ekonomik hayatımızla ilgili konularda çeşitli açılardan sorumluluğu bulunan devlet organları arasında arzu edilen işbirliği ve birbirini tamamlama gayretlerinde önemli eksikliklere ilaveten ayrıca, arzu edilmeyen bir rekabet ortamı da mevcuttur. Biz, kamu hizmetine 1946''da başladığımız için bu beyan ettiğimiz konuda olanları yaşıya yaşıya değişik dönemlerden geçtik ve çok anlamlı gözlemlere sahip bulunduk. Evvela 1950-1960 dönemine bakalım. Bu yıllarda ekonominin idaresi, döviz gelirimiz yetersiz bulunduğundan ve Amerikan kredileri can kurtaran dış kaynağımız olduğu için Dışişleri Bakanlığı''nda idi. Bu bakanlık Maliye, Sanayi, Ticaret bakanlıkları ile Merkez Bankası''nın üstünde bir fonksiyona sahipti. Önemli ekonomik kararlar bu bakanlığın manevi çatısı altında oluşturulurdu. 1958 Ağustos''una kadarki dönemde yapılan bakanlıklar arası toplantılarda Merkez Bankası Dışişleri Bakanlığı mensuplarınca, bir anonim şirket muamelesi görür ve değerlendirilir, Maliye, Ticaret, Sanayi bakanlıkları da sözkonusu bakanlığın bir adım gerisinde kabul edilirdi. Ağustos 1958 devalüasyonundan sonra durum değişti. Maliye Bakanlığı daha doğrusu Hazine Genel Müdürlüğü ön plana çıktı. 27 Mayıs 1960 ihtilali ile de başka bir dönem başladı. Bu dönemin başlıca hususiyeti Devlet Planlama Teşkilatı''nın kurulmasından kaynaklanıyordu. Teşkilat kurulur kurulmaz ülkemizin ekonomik hayatının düzenleyicisi olarak fonksiyon yapmaya başladı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OCDE) içerisinde 1961 Ağustosundan itibaren başlayan Türkiye''ye ekonomik yardım faaliyetinde bu teşkilat başrolü oynamaya başladı. Çünkü, Türkiye''ye yardım için kurulan konsorsiyuma verilen bilgiler Planlama Teşkilatınca hazırlanırdı. Bu sebepten dolayı gerek dış kredilerin sağlanmasında, gerek ülke ekonomisinin yönlendirilmesinde Devlet Planlama Teşkilatı önemli bir fonksiyona sahipti. Bu dönemde 13 Şubat 1965''e kadar Başbakan olan İsmet İnönü bu durumu sağlamıştı. 13 Şubat 1965''ten 12 Mart 1971''e kadarki dönemde de ekonomik hayatımızın bir manada koordinatörü Devlet Planlama Teşkilatı olmuştu. Bize göre, Türk ekonomisinin büyük hız kazanmasında bu dönem kilometre taşı olmuştur. 12 Mart 1971''den sonra sözkonusu teşkilatın, ekonomik hayatı yönlendirmedeki rolü bir süre aynen devam etmişti. 1975''ten 1980''e kadarki dönemde ekonomi bürokrasisinde işler yine disiplinli şekilde yürütülmüştü.

Bunun temelinde bürokratik bünyedeki çarklar arasındaki ahengin mevcut oluşu bulunmaktadır. 1983''ten sonraki ekonomik hayatımızın yönlenmesinde iç siyasetteki yozlaşma nedeniyle başlangıçta belli olmayan fakat giderek kendini belli eden bürokratik açıdan hoş olmayan durumlar oluştu. Başka bir ifade ile devlet kadroları milli olmaktan çıkıp, partisel bir görünüş kazanmaya başladı. Bunun sonucu olarak bürokratik bünyenin işleyişinde istenmeyen bir durum oluştu ve böylece şimdiki duruma gelindi. Bize göre içinde bulunduğumuz bugünlerde, bürokratik bünyenin homojenliğine gölge düşmüş bulunmaktadır. İçine girildiği zaman görülecektir ki bürokratik bünyede birbirinden bağımsız ekonomik birimler fonksiyon görmektedirler. Bu işi ben yaparım, sen karışma dercesine işin içine girmeden anlaşılması mümkün olmayan bir durum sözkonusudur. Özetlersek, genelde bürokraside bir dağınıklık mevcuttur. Bu itibarla bize göre ekonomi bürokrasisinin daha doğrusu, devlet idaresinin seri şekilde hükümet tarafından ele alınarak ülkenin en uygun bir yönetim bünyesine kavuşturulmasında çok büyük bir hayati zaruret vardır.