Kaydet
a- | +A

Ülke ekonomisini gözden geçirdiğimiz zaman birçok temel iyiliklere rağmen halkın büyük bir kısmını etkisi altında bulunduran sıkıntılı bir ortamın mevcut olduğunu görüyoruz. Bundan ötürü de bu durumun düzeltilmesi için ilgili herkesin aklına birtakım tedbirler geliyor ve bunlar genelde tartışma ortamına konu oluyorlar. Başka bir ifade ile ekonomimizde birçok hastalıklar teşhis ediliyor ve bunların tedavi yöntemleri ileri sürülüyor. Ama bu arada büyük bir teşhis hatası da yapılıyor. Bu hata gözden kaçtığı için ekonomik hastalıkların giderilmesinde sıkıntı çekiliyor. Bize göre ekonomik sıkıntıların giderilebilmesi hususunda yapılan en büyük teşhis hatası, Türk bürokrasisinin ekonomideki ehemmiyeti göz ardı edilerek devlet teşkilatının işleyişindeki hastalığın fark edilmemesidir. Bunu tıbbi bir misalle daha çok açığa çıkartmak istiyoruz.

Bir gün benim kızım henüz daha altı yedi aylıkken uykudan uyanınca sanki karnı ağrıyormuş gibi kıvranmaya başlamıştı. Onun üzerine anneannesi kızcağızın karnını ovalamaya, oraya bir şeyler sürmeye başladı. Fakat yaptığı bütün gayrete rağmen çocuk kasılarak ağlamasını devam ettirdi. Bir süre sonra alt kattaki komşu ne oluyor diye bize geldiğinde, durumu kendisine anlattık. O da çocuğa şöyle bir baktı, iki kulağının dibine ellerini sürdü. A dedi, bunun kulağı ağrıyor, bunda orta kulak iltihabı var ve kendi dairesine gidip damla getirdi. Onu kulağına damlattıktan yarım saat sonra kızcağızın sesi kesilmeye başladı. Meğer biz kızın karnı ağrıyor zannetmişiz, yaptıklarımızın hepsi boşa gitmiş. Gerçek teşhisten sonra hastalık işte düzelivermişti.

Bütün bu misali ekonomideki hastalığın ana sebebinin ne olduğunu ifade için yazdık. Bize göre ana sebep şudur; Ülkemizde sivil devlet teşkilatına 1974''ten itibaren CHP ve Milli Selamet Partisi koalisyon hükümeti zamanında Dışişleri hariç maalesef partizanlık virüsü girmiştir. Bugün devletin sivil teşkilatına baktığımız zaman, yargı dışındaki kamu çalışanlarının büyük bölümünün çeşitli partilerin sempatizanı olduklarını görürüz. Bunların gelecekleri daha doğrusu yükselmeleri tuttukları partilerin iktidarda kalmalarına bağlıdır. Durum böyle olunca Devlet teşkilatının işleyişi objektifliğini kaybetmekte, bu ise ülke yararına alınması gereken kararların alınmasını güçleştirmektedir. Halbuki, şu anda tamamen objektif bir devlet teşkilatı mevcut bulunsa, bunun önereceği tedbir ve karar alternatifleri mutlak surette memleket yararına olur. Durum böyle olunca da içinde bulunduğumuz siyasi istikrarsızlık havasında idarenin objektifliği, siyasi belirsizliğin kötülüklerini ortadan kaldırır. Çünkü idare, ülke yararına üreteceği önerilerinin hangi parti iktidar olsa uygulayacağından emin bulunacağı için çalışmalarını devam ettirir.

Ama şimdi durum böyle mi? Seçim kararı alındığından beri ülkede devlet mekanizmasının işleyişi bozulmuş, iş alemi bunun sebep olduğu belirsizlik ortamında karanlığa gömülmüştür. Bu ise mevcut ekonomik sıkıntıları daha da arttırmıştır.

Temennimiz yeni iktidarın bütün bugünkü olanlardan ders alarak devlet teşkilatını düzeltmeye gayret sarfetmesidir. Bu konuda bize ümit veren, hükümeti kurmakla görevli sayın Bülent Ecevit''in çeşitli konuşmalarında bu hususta kararlı olduğunu belirtmesidir.