Yeni hükümet kurulduğuna göre bozulmaya yüz tutan ekonomik hayatımızın düzelebilmesi için; iş alemi gereken düzenlemelerin yapılmasını, kararların alınmasını sabırsızlıkla bekliyor. Bunun için de koalisyon hükümetinin uyum içinde çalışması gerekiyor.
Biz bu yazımızda alınması gereken kararlar üzerinde değil, geçmişteki koalisyon dönemlerinde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı olarak yaşadığımız ders alınacak bazı olaylardan bahsedeceğiz.
Hemen işaret edelim ki ekonomik alanda bu gibi koalisyonlarda Devlet Planlama Teşkilatı''na büyük bir görev düşer. Bu görev de, alınacak, yapılacak bütün karar ve düzeltmelerde koordinatör olmaktır. Biz 1974 CHP-Milli Selamet ve 1975-1977 arasında MC Hükümetleri zamanında bu görevi üstlenmiştik. O zaman DPT; başbakan yardımcısı olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan''a bağlıydı. Erbakan İktisadi Kurulun da başkanıydı ve bütün ekonomik kararların taslakları nihai olarak burada şekillenirdi. Devlet Planlama Müsteşarı bu kurulun sekreteri idi.
1974 CHP-MSP koalisyonundan sonra Sadi Irmak hükümetinin güvenoyu alamamasından sonra kurulan, Milliyetçi Cephe hükümetinin ilk işi ekonomik durumu düzeltmeye yönelik olmuştu. Bu konuda Devlet Planlama Müsteşarı olarak başlattığımız çalışmalar sonunda Temmuz ayında Cumhurbaşkanı merhum Fahri Korutürk başkanlığında toplanan hükümete köşkte ekonomik durum ve tedbirler paketi hakkında bir brifing vermiştik. İşte o brifingten sonra çeşitli ekonomik karar ve değerlendirmelerin yolu açılmıştı. Bütün bunlar Devlet Planlama Teşkilatı''nın bir manada danışmanlık ve koordinatörlük fonksiyonunun gerekleri ve mahsulüydü.
DPT müsteşarlığı yaptığımız 5 yıla yakın zaman zarfında yukarıda da bahsettiğimiz koordinatörlük görevimiz sırasında başımızdan çok olaylar geçti. Bunlardan bir tanesini nakletmek istiyoruz: 1974 MSP-CHP koalisyonu zamanında ekonomik durumun gereği banka faizlerinin artırılması söz konusuydu. Bunun için bir kararname çıkarılması icap ediyordu. Ancak faize karşı olan MSP kanadı kâr ortaklığı müessesesini savunuyordu. Ana tezleri şuydu: "Bir kimse bir müesseseye borç para verebilir, fakat onun karşılığında faiz alamaz. Ancak faiz yerine, verdiği borç paraya o müessesenin kârından isabet eden parayı alabilir."
İşte biz faiz kararnamesine, kâra iştirak payı hakkında bir hüküm ilavesini teklif ettik ve bu hükümetçe kabul gördü. Sonunda 29 Ağustos 1974 tarihli Resmi Gazete''de iki kararname çıktı. Bunlardan biri faizi düzenliyordu, diğeri de Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 22 sayılı karar idi. Bu kararın birinci maddesi şöyle idi: "Anonim şirketler kuruluş amaçları içindeki faaliyetlerinin finansmanını karşılamak üzere ilgili kanunlara ve aşağıdaki esaslara uymak suretiyle kâra iştirakli tahvil çıkarabilirler." Ayrıca kamuoyunu bu tahvil hakkında bilgilendirmek amacıyla o zaman DPT''de Finansman Şube Müdürü olan Yılmaz Karakoyunlu''ya "Kâr ortaklığı tahvili nedir?" başlıklı bir de yazı yazdırttık. Bu yazı 3 Eylül 1974 tarihli Milliyet''te yayınlandı. İşte böylece Planlama Teşkilatı olarak önerdiğimiz bu ikinci kararname ile MSP''nin de istediği oldu. Böylelikle faizlerin yükseltilmesi imkan dahiline girdi.
Biz bu önerimizi yapmasaydık faiz kararnamesi çıkmayacaktı. Bu durumda da ya koalisyon bozulacaktı, yahut da faiz kararnamesi çıkmadığı için ekonomik hayatta yeni bir sıkıntı meydana gelecekti.
Bütün yukarıda belirttiğimiz hususları yeni koalisyon döneminde faydalı olur düşüncesiyle yazdık. Temennimiz yalnız ekonomik alanda değil, bütün alanlarda ihtiyaç duyulan uyumlu ve kararlı bir koalisyon hükümetinin ülkeyi yönetmesidir.

