İktisadi hayatımızın ne durumda olduğu, nasıl düzeleceği elimizde mevcut resmi doküman ve istatistiklere bakarak belirlenebilir. Bu zikrettiklerimiz ekonomik havamızın meteoroloji raporuna benzer. Fakat bunlara ilaveten ekonomik hayatımızı yönlendiren kamu kuruluşları yöneticilerinin toplumda teşekkül eden imajları da geleceği keşfetme açısından önem taşırlar.
Bu düşüncelerimizin ışığı altında diyebiliriz ki Merkez Bankası''nın kuruluş olarak görünüşüne ilaveten bilhassa başkanlarının tutum ve davranışları ekonomimizin gidişi hakkında çok önemli bir gösterge teşkil ederler. Bu durumu, 1954''te Hazine Genel Müdür Yardımcılığına başladığımız günden beri biz şahsen gözlemişizdir.
Rahmetli Nail Gidel''in o zamanki adı ile Genel Müdürlüğünü yaptığı Merkez Bankası eğer görevini mevcut şartlara göre en iyi şekilde ifa etmese idi kanımızca ülke ekonomisi döviz ve fiyat hareketleri açısından çok daha kötü durumda kalırdı. Hayatta öyle şanssız başarılar vardır ki bunları toplum kesinlikle bilemez. Nasıl çok iyi, iyinin düşmanı ise, büyük gayretler sonunda en aza inen "fenanın" da kıymeti takdir edilmez. Bu arada ayrıca rahmetli Gidel''in bilhassa toplantılardaki tutum ve davranışlarından durumun ne olacağını da ayrıca çok iyi anlardık. Hatta bu kadarla da kalmaz, hükümet içindeki siyasi dengelerdeki değişiklikleri de fark ederdik.
1960 başlarında bir gün rahmetli, bir döviz transferi konusunda o kadar ağır konuştu ki, o anı asla unutamıyoruz. Sözleri aynen şöyle idi; "Eğer hükümet bunu yaparsa, ben görevimden çekilirim ve bununla kalmam insanlıktan da istifa ederim." Bu söz üzerine bakanlar mecburen onun söylediğini benimserler ve o zaman anladık ki o sözlerle ilgili bakanın yıldızı kaymak üzere. Zaten bir süre sonra da 1960 ihtilali oldu.
Gene Genel Müdürlük yapan merhum Naim Talu''nun görevde bulunduğu sırada sadece hükümet üzerinde değil bilhassa IMF ve OECD''de büyük etkinliği vardı. İç ve dış iktisadi alemde onun görevde bulunuşu ülkemiz açısından büyük güvence olarak görülüyordu.
1974 sonlarına doğru bozulan ekonomik durumdaki sıkıntıların giderek artacağını aynı yılın sonlarında Merkez Bankası Başkanı merhum Memduh Güpgüpoğlu''nun aniden emekliliğini istemesinden sonra anlamaya başladık, fakat o bizden evvel geleceği görmüştü.
Bugünlere gelince kanaatimizce bu değerli kuruluşumuz geçmişte olduğu gibi şimdi de ülke yararına olan çalışmalarını sürdürmektedir. Başkanı Gazi Erçel de şimdiye kadarki tutum ve davranışlarıyla kendisinden öncekiler gibi hareket ettiğini göstermiştir.
İşte ekonomik durumun iyileşmesi beklentisinin toplumda huzursuzluk kaynağı olduğu şu günlerde "İşler düzelecek mi?" sorusuna cevap arayanlar, bizce Gazi Erçel yerinde oturuyor mu diye gözlerini bankaya çevirmelidirler. O yerinde ise mevcut ekonomik güçlüklerin giderilmesinde Merkez Bankası''nın bütün ağırlığını gösterdiğini kabullenmek gerekir. Bunun da manası, enflasyonun faktörlerinden biri olan kamu gelir-gider dengesizliğinin kötü tesirleri asgari ölçülerde kalıyor. Başka deyimle doğru para kredi politikası uygulanmak suretiyle enflasyonun azması önleniyor demektir.

