Kaydet
a- | +A

Bütçe tasarısının belli olmasına rağmen TBMM''den çıkacak nihai metni ele alarak değerlendirme yapmayı uygun bulduğumuzdan bugün denetim üzerinde durmak istiyoruz. Bilindiği gibi, her ekonomik işletmenin kârlı şekilde faaliyette bulunması bir yandan bütün elemanlarının ahenk ve koordinasyon havası içinde çalışmasına diğer taraftan da yeterli denetim mekanizmasının mevcudiyetine bağlıdır. Ancak, bize göre ekonomik ve idari ünitelerin başında bulunanların şahsi denetimlerinin de bu konuda önemleri büyüktür.

Bilindiği gibi sistemli işletme ve kuruluşlarda esasen her türlü denetim faaliyeti düzenli bir şekilde yürür. Fakat buna rağmen öyle durumlar olur ki, hatalar farkedilmeyebilir. O zaman da dönüşü mümkün bulunmayan kötü sonuçlar ortaya çıkar ve zararlar doğar. İşte bu gibi hallerde bahsettiğimiz türdeki denetimin değeri anlaşılır.

Mesela bir müteahhitlik firmasının son müracaat tarihinde hataya düşülmesi yüzünden ihaleyi kaçırdığını düşünelim. Ama patronun veya baş sorumlunun bu konudaki şahsi kontrolü böyle bir duruma meydan vermez. Buna benzer birçok gerçek misalleri yakından biliyoruz. Bu sebeple normal denetim mekanizmalarına rağmen bir kabil kontrollerin bazen umulmayan yararlar sağladığını veya büyük zararları önlediğini kabul etmek gerekir.

Bu konuda başımızdan geçen enteresan bir olayı nakletmek istiyoruz:

1967 yılının Ocak ayı idi, Türkiye''ye yardım Konsorsiyumu Başkanı Von Mangold''u karşılamak üzere Esenboğa Hava Meydanı''na gittik. Uçağın inişinden sonra kendisiyle görüşürken yanımıza gazeteci arkadaşlardan Ünsal Oskay geldi ve başkanla konuşmak istediğini söyledi. Vakit geçti ve misafirimiz de yorgundu. Yakından tanıdığımız gazeteciye, görüşmeyi salı günü Ankara Palas''ta akşam 18:30''da başlayacak kokteylde yapmasını rica ettik ve kendisine bu konuda yardımcı olacağımızı da söyledik. Sonra da meydandan ayrıldık.

Konsorsiyum başkanlarının bilhassa yılın ilk ayında Maliye Bakanı ve diğer ilgililerle görüşmeleri o zamanlarda çok önemliydi. Zira ülkemiz için büyük ehemmiyet taşıyan dış kredilerin sağlanma faaliyetlerine ait senedin ön programı, bu ziyaret sırasında ortaya çıkardı. Kendilerini Başbakan da kabul ederdi. Bu vesile ile protokol kuralları gereğince ilk günlerde konsorsiyuma üye ülkelerin büyükelçilerinin davetli bulundukları ilgili bakanların da iştirak ettikleri büyük bir kokteyl verilirdi. Kokteyli, o zaman sorumlusu bulunduğumuz Hazine Genel Sekreterliği tertipler, fakat davet sahibi Maliye Bakanı olurdu. Gelmesini söylediğimiz gazeteci arkadaş salı günü saat 18:00''de, yani başlama saatinden 30 dakika evvel Ankara Palas''a gidiyor. Kapıdaki şahısa geliş sebebini söylüyor. Fakat aldığı cevap, otelde kokteylden kimsenin haberi olmadığı şeklinde.

Bunun üzerine otel yetkilisi bize telefonda, bir gazeteci bakanımızın kokteylinden bahsettiğini, fakat kendilerinin bundan haberdar olmadıklarını söyledi. Bunun üzerine gereken her şeyi yapıp bizi zor durumdan kurtarmasını kendisine bildirdik. O da "Merak etme, elimden geleni yaparım" dedi. Neticede, herhangi bir aksama olmadan da kokteyl verildi. Verildi ama, sanki o an ömrümüzden birkaç yıl gitti. Zira, ya salonda başka bir toplantı olsaydı ya da otel tedarikli bulunmasaydı. 400 kişilik kokteyldi bu...

Sonra olayın sebebini öğrendik. Konsorsiyum işlerini düzenleyen şube müdürü arkadaş daha yeniydi, davetiyede bakanlığa yeni atanan merhum Cihat Bilgehan''ın adı yazılı bulunduğu için yer ayırtma işinin bakanlık özel kaleminin yapacağını zannetmiş. Neticede eğer gazeteci arkadaş, Esenboğa veya Ankara Palas''a gelmeseydi, dolayısıyla olaydan yarım saat önce böylece haberimiz bulunmasaydı, herhalde büyük bir skandal olurdu.

İşte müesseselerde kritik olayların en üst sorumlularca kontrol gereğine dramatik bir misal. Bu hadise bize ders oldu. Ne benzer bir resmi yemek veya kokteylin sorumlusu yahut davet sahibi olsak, ilk olarak rezervasyonu mutlaka bir, hatta iki kere kontrol ederdik. Ve halen de benzer nazik durumlarda aynı şekilde hareketin gereğine inanırız. Bu yüzden üst sorumluların bütün denetim sistemlerine rağmen, şahsi kontrollerin zaruretlerine inanmalarının ve bunu yerine getirmelerinin lüzumuna bir kere daha değinmeyi faydalı gördük.