Kaydet
a- | +A

Bilindiği gibi, yedinci plan 2000 senesinin bitiminde sona erecek ve 2001 yılında sekizinci plan yürürlüğe konulacaktır. Devlet Planlama Teşkilatı''nın, 14.08.1999 tarihli Resmi Gazete''de yayınlanan Başbakanlık genelgesi ile yeni planın hazırlanması için yoğun bir çalışma içerisine girmiş olduğu muhakkaktır.

Bilindiği gibi devlet idaresinin önemli bir bölümünü ekonomik hayatın düzenlenmesi teşkil eder. Memleketleri; ekonomik bakımdan geri kalmış, gelişmekte olan ve gelişmiş diye üç grupta toplamak kabildir. Hangi grup ülkede olursa olsun, hükümetler daima ekonomik problemlerle karşı karşıyadır ve bunların çözümü için gayret göstermek durumundadırlar. Bunun temelinde şüphesiz önce iktisadi problemlerin ve ihtiyaçların ne olduğunun bilinmesi için yapılan çalışmalar yatar. Nasıl tıpta tedavi için önce teşhis şart ise iktisadi meselelerin çözülmesi için de evvela bunların iyi bilinmesi gereklidir. Bu sebeple ekonomik ihtiyaçları ve problemleri devamlı olarak araştırmak ve bilmek zorunda olan hükümetlerin başta gelen görevleri bunları gidermek ve çözmektir.

Hükümetler ekonomik meseleleri çözebilmek için bu bahsettiğimiz olaylar zinciri içerisinde değişik yollar izlerler ya da uygulama içinde bulunurlar. Bu konuda Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler genellikle plan yapmayı benimsemişlerdir. Ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte gündeme gelen plan fikrinin ilk ve gerçek sahibi büyük ATATÜRK''tür.

Nitekim ATATÜRK 1922 yılının Mart''ında Büyük Millet Meclisi''ni açarken yaptığı konuşmada aynen şunları ifade buyurmuştur:

"Sizlere ekonomik alandaki faaliyetlerimizin ana çizgileriyle tesbit etmiş olduğum temel noktalarını genel olarak açıklamış bulunuyorum. Bundan sonra iktisadi politikamızda tesbit etmiş olduğumuz bu temel esaslara uygun olarak hazırlanacak bir plana göre bakanlar kurulumuzun uygulamaya geçmesini bekliyoruz."

Görülüyor ki; ülkemizde İktisadi Plan fikri Cumhuriyeti kurma düşüncesinin bir parçasını teşkil etmiştir. Türkiye''de planlama fikrinin uygulama alanına geçmesi aslında 5 yıllık sanayi planlarıyla sağlanmıştır. Nitekim birinci 5 yıllık Sanayi Planı 9 Ocak 1934 yılında açıklanmış ve uygulaması 3 yıl sürmüştü. İkinci 5 yıllık Sanayi Planının hazırlanması ise 1937 yılındadır. Üçüncü plan "Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı" adıyla anılır, 1963''ten itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi şimdi de 8. Beş Yıllık Planın hazırlığına başlanılması gerekmektedir. Yalnız bu defa hazırlanacak planın uğradığımız büyük deprem felaketi dolayısıyla çok özel bir durumu vardır. O da şudur:

Milletçe başımıza gelen bu felaket, ülke nüfusunun yaklaşık üçte birini teşkil eden ve ekonomik açıdan bu orandan da fazla katkı payı bulunan bir bölgedir. Burada uğradığımız ekonomik zararların telafisi yanında bu zararların önümüzdeki beş yıla etkilerini gözönünde bulundurursak, yeni planın hazırlanışında çok özel bir durumun mevcut olduğunu kabul etmemiz gerekir. Başka bir deyimle yeni planın geçmiştekilere nazaran çok değişik bir özelliği vardır ve dolayısıyla diğerlerinden farklı şekilde hazırlanması gerekir.

Bu yüzden kanaatimizce evvela uğranılan iktisadi kayıpların telafisi sonra da ekonomik gelişmelerin ne şekilde olacağı planda yer almalıdır. Bu plan bu özelliği dolayısıyla beş yıl yerine daha kısa bir süreyi mesela gelecek 3 yılı kapsayacak şekilde hazırlanmalıdır. Bunda mevzuat açısından sakınca görülüyorsa ilk üç yıllık bölümde ekonominin rehabilitasyonuna ağırlık verilmelidir. Ayrıca, yukarıda bahsettiğimiz genelge, uğradığımız felaketten önce yayınlandığı için plan çalışmalarında gözönünde tutulması gereken yeni unsurlar için ek bir genelge yayınlanmasının yerinde olacağını da düşünmekteyiz.

Dileğimiz ülke yararına en uygun bir planın hazırlanması ve uygulamaya konulmasıdır.