İstanbul''da dün sabaha karşı meydana gelen depem, şükürler olsun ki, can ve mal kaybına sebep olmadı. Ancak, 4.2 büyüklüğündeki deprem bu defa da "uyarı" görevini yerine getirdi denilebilir. Her ne kadar, 7 Haziran''da Orta Anadolu''da yaşanan yer sarsıntısı, bir hatırlatma işlevinde bulunduysa da, 4.2''nin merkez üssünün Adalar açıkları olmasının, depremi bütün ayrıntılarıyla yeniden gündeme getireceğini umuyoruz. Yer bilimcilerinin bütün ikazlarına rağmen, deprem önlemlerinin bir türlü hayata geçirilememesi, korkuyu daha da büyütüyor. Ne var ki, kişisel ve kurumsal olarak, günlük yaşama tarzından bir türlü uzaklaşamadığımızdan, uyarıları sadece endişe içinde dinliyor fakat önlem almakta hem aciz hem de geç kalıyoruz. Oysa, mutlaka olacağı ilmen açıklanmasına rağmen ne zaman, nerede ve nasıl geleceği asla tahmin edilemeyen depremin, hiç şakası olmadığı ortada.
Geç kalınıyor iddiaları Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurulan taburun dışında, ne yazık ki, belirli bir şey yapılmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Marmara Denizi içinde olacağı belirtilen depremin İstanbul ve civarında fazla tahribat meydana getirmemesi için, topyekun önlem almakta her gün geç kalındığı öne sürülüyor. Özellikle, başta Büyükşehir olmak üzere ilçe belediyelerinin, gözle görülür, elle tutulur hiçbir önlem almadıkları iddia ediliyor. Gerçekten de, hangi belediye, birkaç göstermelik tatbikat ve hazırlık dışında esaslı bir yaklaşımı benimsemiş bulunuyor. Daha önce de belirtmiştik: Unutulmamalıdır ki, her felaket gibi deprem de "geliyorum" demez... Sadece, sinyallerden en önemlisi veri ve bulgulardan, asgari olabilecekler tahmin edilebiliyor. Belediyelerin vurdumduymazlığı insanı çıldırtıyor. Gerçi, her hazırlık, her önlem için para gerektiğini biliyoruz. Şu var ki, belediyelerin öncülüğünde birçok önlem gerçekleştirilebilinir. Kaldı ki, şartnamesi Kandilli Rasathanesi''nce hazırlanan ve ön ihaleye çıkan, bir çeşit "erken uyarı sistemi"nin de 17 Ağustos''a kadar devreye girmesi bekleniyor.
Yapılanlar açıklanmalı Belediyelere "erken uyarı sistemi" çerçevesinde hiç görev düşmeyeceğini kimse söyleyemez. Peki, hangi belediye, bu organizasyon için hazır veya hazırlık yapıyor. Şu anda, İstanbul''u her şeyden önce deprem önlemleri ilgilendiriyor. Yani en öncelikli hizmet bu alanda verilmeli. En azından, her belediye, özellikle depremde kullanılmak üzere, mobil hastane, helikopter pistleri, çadır kurma alanları, ambulans, jeneratörler, su depoları, hatta deniz cankurtaranları yapma veya edinme zorunluğunu hissetmeli. Lütfen, bu konuda, gerçekleştirilmiş bir hizmet varsa kamuoyuna açıklansın veya hemen kollar sıvanarak önlemler için olumlu adımlar atılsın. 4.2''lik bir depremin bile yıktığı moralleri, alınacak önlemler depreme karşı hazırlar ve bir güven ortamı doğar sanırız.

