Sözümona dostumuz ve müttefikimiz ABD, bize hayatı "zehir" etmek için yine hummalı bir gayretkeşlik içinde. Eğer, ABD Temsilciler Meclisi Alt Komitesi, Ermenilerin sözde soykırım iddialarını kabul etmemiş olsaydı, belki de "Abuzer Kadayıf" ve benzeri tartışmalar gündeme daha ağırlıklı oturacaktı. Gerçi, Türk halkı, Ermenilerin tutarsız iddialarını çoktandır kaale almıyor ve her yıl tekrarlanan bir saçmalık olarak kabul ediyor. Ne var ki, ABD''nin Ermenilere alet olması insanı çileden çıkarıyor.
Ötesini düşünmeden Türkiye''den toprak isteğine kadar ulaşabilecek süreci düşünmeden, ABD''nin başımıza örmek istediği çorabı da hiç unutmadan, hafta sonumuzu geçirmeye çalışalım. Konumuz, daha gösterime girmeden "mahkemelik" olmak üzere olan ve medyatik bir kimlik kazanan "Abuzer Kadayıf" filmi. Peki, başlıktaki "Mahmut Künefe" de ne oluyor diye merak edebilirsiniz. Efendim; "Mahmut Künefe" de, filmin sonlarına doğru, "Abuzer Kadayıf"ın rakibi olarak türeyen ve duvar afişlerinde "Milenyum çocuğu" diye adlandırılan bir başka türkücünün ismi.
Tatlıses mi? "Abuzer Kadayıf"ı Cenajans Grey''in özel bir davetinde izleme fırsatını bulduğumuz için bu kadar ayrıntıya girebiliyoruz. Bir defa, film bal gibi İbrahim Tatlıses''in hayatından alınan kesitlerin bir deformasyonu. Sonlara doğru, ortaya çıkan "Milenyum çocuğu" da galiba, "masum" şekilde bir başka ünlü türkücüyü çağrıştırıyor. Bu arada, "Müslüm Baba"dan da motifler yok değil. Ancak, iyice sulandırılmış bir Tatlıses öyküsüne, üniversite hocalığı da karıştırılarak "yasal" sorumluluktan kurtulunmuş. İbrahim Tatlıses''in, yapımcıları mahkemeye verip vermeyeceğini veya bir sonuç alıp almayacağını bilemeyiz. Ancak, bir ses sanatçısının hayatı hicvedilmek istenirken, geniş halk tabakalarının da alay konusu edilmesi unutulmamalı. Gerçekten de, kim olursa olsun, "Abuzer Kadayıf"ın şahsında, çizmeyi aşan aşağılamaların ve halkın duygularının en azından hafife alınmasının filmde yer alması düşündürücü. Uygunsuz da olsa, acı da olsa neyleyelim ki, halkımızın çok büyük bölümü, eleştirilmek istenen yaşantı içinde, mutluluğunu buluyor.
Zevkleri bastırmak Ayrıca; milyonlarca kişi, İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül, Müslüm Gürses ve Emrah gibi isimleri zevkle izlemesinden ötürü asla kınanmamalı. Kaldı ki, "Abuzer Kadayıf" tipine sosyetenin ne denli sarıldığı da, filmde bile keskin çizgilerle öne çıkarıldığına göre, Türkiye''nin bir gerçeğini aşağılamaya çalışmanın anlamı ne? Tabii ki, yozlaşmalar, kokuşmuşluk, hafiflik her zaman ele alınmalı ve eleştirilmeli ancak olayı bir şahsa bağlamak topluma ne yarar getirir ki?
Türkiye çok konuşacak Üstelik, şu veya bu şekilde icra ettiği meslekten ötürü bir türkücüyü ve peşinden sürüklediği milyonlarca kişiyi bir yandan itham ederken diğer yandan, sonuçta "hayırsever" bir şahsiyet halinde lanse etmek bir çelişki doğurmaz mı? Velhasıl, 29 Ekim''de 70 sinemada birden vizyona girecek olan "Abuzer Kadayıf"ı Türkiye çok konuşacak ve şimdiden iddia ediyoruz ki, eleştirilmek istenen sempatik türkücü çok sevilecek. Çünkü, halkın duygularıyla oynamaya kalkışmak daima tersine tepiyor da...

