Kaydet
a- | +A

Önceki gece başkentte Hakim Evi''nde sohbet ettiği gazetecilere, dert yanan Adalet Bakanı''na, çoğu yerde hak vermemek de elde değil. Belki, bürokratik yanlışlıklar, aksaklıklar olmuş fakat Çakıcı olayında galiba Bakan Türk''e nahak yere yükleniliyor.

Çakıcı''nın yurda iade edilmesiyle, en çok başı ağrıyan isimlerden birinin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Gerçekten de, o halim selim, kibar ve ciddi insan, şimdi hem çok tedirgin, hem çok ürkek hem de öfkeli. En çok öfkeyi de, bazı medya mensuplarına duyarken, bütün basına sitem etmekten kendini alamıyor. Önceki gece başkentte Hakim Evi''nde sohbet ettiği gazetecilere, dert yanan Adalet Bakanı''na, çoğu yerde hak vermemek de elde değil. Belki, bürokratik yanlışlıklar, aksaklıklar olmuş fakat Çakıcı olayında galiba Bakan Türk''e nahak yere yükleniliyor. Gerek olayların gelişmesi, gerek Bakan Türk''ün açık seçik beyanları bizi bu görüşe götürürken, bakana haksızlık yapıldığının altını çizmek istiyoruz. Toplantıya katılan meslektaşlardan çoğunun da aynı kanaati paylaştığını sanıyoruz. Nitekim, Emin Çölaşan''ın, bakanın sitemleri karşısında birkaç kez "haklısınız" dediğini işittik. Öbür arkadaşlardan da, bu sitemlere ses çıkaran, itiraz eden olmadı veya olamadı. Anlaşılan Çakıcı ile ilgili haberlerden çok tedirgin olduğundan, Bakan Türk kelimelerle basa basa, herhangi bir akrabalığının olmadığını, hatta tanımadığını defaatle belirtme ihtiyacını duyuyor. Bu arada, Çakıcı ile ilgili bütün adli işlemlerin yeniden gözden geçirilmesi ve araştırılması için soruşturma açtığını belirten Adalet Bakanı Türk, "Müfettiş bu iş için görevlendirilmiştir" derken, kendinden ne kadar emin olduğunu da sergiliyordu. Bir defa, Adalet Bakanı Türk''ün çok samimi bir imaj sergilediğini belirtmek gerekiyor. 55 idam kararının, infaz için Meclis''te "onay" beklediğini, bunlardan 15''inin Öcalan gibi bölücülükten ölüm cezasına çarpıldığını öğreniyoruz. "Öcalan''ın idam edilmesini isteyip istemediğinin kesin açıklamasını" istediğimiz Bakan Türk, hâlâ iç hukuk yollarının tükenmediğini, Öcalan''ın avukatlarının 8 Ocak 2000 tarihine kadar, tashi-i karar isteminde bulunabileceklerini Yargıtay Başsavcısı''nın dosyayı red veya kabul etme yetkisi haiz olduğunu, hatırlattı. Bakan Türk, bundan sonraki prosedürü de şöyle anlattı: "Eğer red kararı çıkarsa, dosya Adalet Bakanlığı''na oradan da Başbakanlığa intikal eder. Başbakanlıktan Meclis''e intikal ettirilmesi gerekiyor. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkeme''sinin verdiği, yürütmeyi durdurma kararının beklenmesi yolunda görüşler mevcut. Adalet Bakanı''nın söz ve tavırlarından, Öcalan''ın idam cezasının infaz edilmemesi yolunda bir görüşe sahip olduğu seziliyor. Bakan Türk''e, "bir dokun, bin ah dinle". Cezaevlerinin yürekler acısı durumunu açık seçik bir şekilde dile getiriyor ve Adalet Bakanlığı''na bütçeden çok az pay ayrıldığını, bir mahkuma günde 3 öğün yemek için 400-500 bin lira tahsisat verildiği örneğiyle pekleştiriyor. Velhasıl, Bakan Türk''ün çözmek mecburiyetinde olduğu o kadar sorunu var ki, insanı acı acı düşündürüyor.