Kaydet
a- | +A

Huzur ve refah özlemi içindeki yurdumuzda, sık sık tekrarlanan "haysiyet cellatlığı"nın izahını yapmak mümkün mü? Oysa, rekabetin ölçüsü hiçbir zaman çamur atmaya kadar uzanmamalı, en önemlisi iftiralar prim kazanmamalı. Gerçekten de, Türkiye bir çelişkiler ülkesi... Her şeyden önce, ülkenin bir günü öbür gününe uymuyor. Beklenmedik değişiklikler, umulmadık gelişmeler gündemi sıkça değiştiriyor. Tabii çoğu vakit de, olaylar çelişiyor, birbirine zıt anlar, yanlışlıklar, ithamlar yaşanıyor. Sözü uzatmaya gerek yok. Bugün Ankara''da yapılacak liderler zirvesi, en güzel örnek olarak değerlendirilebilir. Bir yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin önemli isimlerinden Orgeneral Kılınç, "terör bitmedi" derken, diğer yandan teröristbaşı Öcalan''ın cezasının infaz edilip edilmemesi tartışılacak. Üstelik ikisi subay 6 askerimizin terörist pususunda şehit edildiği günlerde, böylesine bir zirve yapılıyor. Ya, ekonomik silkinmenin önüne çıkarılan engellere ne demeli! Bir kere, şu "tahkim" uyuşmazlığı neyin nesi. Hem yabancı sermaye istiyoruz hem de "tahkim" gibi sorunları çözemiyoruz.

HER PLÂTFORMDA... Peki, huzur ve refah özlemi içindeki yurdumuzda, sık sık tekrarlanan "haysiyet cellatlığı"nın izahını yapmak mümkün mü? Bir bakıyorsunuz, ekonomik veya politik bir süreç, çok önemliymiş, çok gizliymiş veya suç içeriyormuş gibi ballandıra ballandıra anlatılıyor, arkasından da isimler ve kurumlar karalanarak yerle bir edilmek isteniyor. Bu karalama çabalarına her plâtformda rastlamak mümkün. Ne yazık ki, çoğu kez de bu kampanyalar başarılı oluyor. Nahak yere, insanlar suçlu durumuna düşüyor, hatta çöküyor. Oysa, rekabetin ölçüsü hiçbir zaman çamur atmaya kadar uzanmamalı, en önemlisi iftiralar prim kazanmamalı. Ne demiştik. Türkiye bir çelişkiler ülkesi... Dileriz ki, ister ekonomik, ister politik sahada olsun, çelişkiler içinde olunmasın, yalan dolan bilgilerle, temelsiz iddialarla ve varsayımlarla haysiyet cellatlığı yapılmasın. Üstelik; hayat boyu, "önce iğneyi kendimize, sonra çuvaldızı başkasına batırmalıyız."