Bugün 29 Ekim 2000... Türkiye Cumhuriyeti''nin 77''nci kuruluş yıldönümü.
Yani, bugünün Türk milleti için anlamı büyük, bugün halkımızın milli bayramı.
Geçen 76 yıla bakıp, heyecanlanmamak elde mi, mümkün mü?
Bugünü kutlarken, manasını kavramak, değerini anlamak ve sağduyu içinde değerlendirmek gerekiyor.
Ne var ki, Cumhuriyet''in büyük tehditler altında olduğunu da, belleğimizden çıkarmamalıyız.
İçten ve dıştan
İçten, özellikle dıştan Cumhuriyet''e yönelik tehditler görmezlikten gelinemez.
Cumhuriyet''i ilelebet payidar bırakmak istiyorsak, iç ve dış düşmanların çeşitli saldırılarına milletçe kalkan olmalıyız.
Aslında, Türk milletinin büyük çoğunluğu Cumhuriyet''i benimsemiş bulunuyor.
Ötedenberi, "Cumhuriyet hepimizin" diyoruz. Bu değerlendirmeyi ısrarla sergilerken, Cumhuriyet''e ihanet edilmemesini, istismara uğramamasını, ayrılık gayrılık doğmamasını istiyoruz.
Gerçekten de Cumhuriyet hepimizin üzerinde titreyeceği ve anlaşmak mecburiyetinde olduğu "ortak değerimiz."
Nimetlerinden istifade
Cumhuriyet''i "milletçe" kutlarken, nimetlerinden de "milletçe" yararlanmak istiyoruz.
Cumhuriyet''in 75 ve 76''ncı yıldönümlerinde de belirttiğimiz gibi "cumhur olmadan, cumhuriyet olur mu?"
Bu aziz vatanın üzerinde yaşayan herkes bir ağızdan "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağırmak istiyorsa ki bağırmalı da buna engel olunur mu?
Unutulmamalıdır ki; Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin vazgeçilemez ortak değerlerinden ve varlıklarından... Bu realite karşısında, hiçbir inkâra, hiçbir telâşa, hele ayırımcılığa, dışlamaya asla gerek yoktur sanırız.
Bu arada, Cumhuriyet''in milletimize tanıdığı özgürlüğü, sağladığı imkanları görmezlikten gelmenin, ilkelerini aşındırmaya kalkışmanın da vebali asla hatırdan çıkarılmamalı.
Türk milletinin artık vazgeçilemez bir hayat tarzı olan Cumhuriyet''i tanımamanın, tam anlamıyla sindirememenin mantıksızlığı ve zararları ortada değil mi?
76 yıl geçmiş olmasına rağmen, dış tahriklerin yıkmak istediği Cumhuriyeti yaşatmak ve kollamak görevimiz olduğuna göre, kılı kırk yararcasına vatanımızın bölünmez bütünlüğü üzerinde özenle durmalıyız.
Yıllardan beri karşımıza çıkarılmak istenen Ermeni soykırımı masalları, PKK gibi kanlı eylem örgütleri bizleri asla yıldırmamalı.
Ancak, dış tahrik ve tehlikelere karşı devletimizin daha duyarlı olması ve özellikle "savunma" stratejisini bırakıp, iftiralara ve iğrenç oyunlara karşı atik olması, öncelikli görev olmalı.
Müşterek değerimiz
Her şeyden önce; Cumhuriyet''in hepimizin ortak varlığı olduğu meydana çıkıyor.
Gerçi, Cumhuriyet''i şahsileştirenler, tekellerine almak isteyenler, buna mukabil ilkelerine ihanet etme gafletinde bulunanlar oluyor.
Oysa Cumhuriyet, hepimizin üzerinde özenle titreyeceğimiz, taviz vermeden koruyacağımız bir değer.
Unutulmamalıdır ki, "cumhur" olmadan "Cumhuriyet" olmaz.
Kısacası, Cumhuriyet milletin, yani hepimizin "müşterek değeri."
Mustafa Kemal Atatürk''ün, büyük bir inançla, millete güvenerek Cumhuriyeti kurduğu hiçbir zaman zihinlerden çıkarılmamalı.
Yaşasın cumhuriyet
Gerçekten de, Cumhuriyet hepimizin... Tasada, kıvançta hepimiz "ortak" olduğumuza göre, tartışmaya bile gerek yok."
Hiçbir kimse, örgüt ve siyasi parti "Ben daha cumhuriyetçiyim" dememeli.
Bu tür davranışlar, sadece Cumhuriyet''e zarar verir, ayrılık gayrılık da doğurur.
Yeri gelmişken, Cumhuriyet''i numaralandırmaya hiçbir kimsenin, örgüt ve siyasi partinin hakkı olmadığını, biz de belirtelim.
28 Ekim''i 29 Ekim''e bağlayan gecede dünyaya gelmiş bir gazeteci olarak, Cumhuriyet''e "nice yıllara" demenin coşkusunu taşımak da herhalde bambaşka bir haz.

