Orta Anadolu''da dün sabaha karşı meydana gelen deprem, şükürler olsun ki, fazla can ve mal kaybına sebep olmadı. Ne var ki; deprem bu kez "uyarı" görevini yerine getiriverdi. Zira, 17 Ağustos ve sonrası depremlerin etkileri yavaş yavaş üzerimizden sıyrılıp, önlem paketleri de raflara kalkıyordu. Gerçi; dünkü depremden sonra, gerek kurtarma gerek yardım organizasyonunun başarılı olması bazı dersler alındığının kanıtı oldu ama oturup olayı enine boyunu incelememiz, araştırmamız gerekiyor. Her şeyden önce, Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde kurulan taburun dışında; ne yazık ki, elle tutulur gözle görülür bir şey yapılamadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Unutulmamalıdır ki, her felaket gibi deprem de "geliyorum" demez. Sadece, işaretlerden, sinyallerden en önemlisi eldeki veri ve bulgulardan, asgari olabilecekler tahmin edilebilir.
Bu ne vurdum duymazlık Kaldı ki, çoğu bilim adamlarının hemfikir olduğu, "deprem olma olgusu" her gün, her fırsatta dile getirilmekte, fakat önlemler nedense bir türlü alınamamakta. Şartnamesi Kandilli Rasathanesi''nce hazırlandığı belirtilen "erken uyarı sistemi"nin hâlâ neden ihaleye çıkarılmadığına hayret ediyoruz. Bu ne vurdumduymazlık? Bu ne sorumsuzluk? İllâ ki, büyük bir deprem can ve mal kaybına sebep olduktan sonra mı, önlemler yeniden gündeme getirilecek veya alınmaya başlanacak? Hani belediyelerin kendi çaplarında alacakları önlemler? Hangi çevre belediyesinin, helikopter alanı, mobil polikliniği, seyyar aşevleri hazır? Kurulması öngörülen veya düşünülen, yüzer hastane nerede? Sadece, her belediye veya kaymakamlık, birkaç mensubunu sivil savunma kursundan geçirmekle, önlem alındı sayılmasın.
Önlemler derhal alınmalı Merkez üssü, Çankırı''nın Çerkeş ilçesi olan ve 5.9 büyüklüğündeki bir depremin Ankara dahil birçok yerleşim alanındaki vatandaşlarımızı ne kadar korkuttuğu ve paniğe sebep olduğu ortada. Oysa, aylardan beri yurdun çeşitli yörelerinde, hemen hemen her gün depremler olmakta, sismologlar uyarılarda bulunmakta, kimsenin kılı bile kıpırdamamakta. 5.9 büyüklüğünde bir depremin bile böylesine moral yıktığı bir ortamın tekrarlanmamasını diliyoruz. Daha büyük bir depremden, Yüce Allah korusun. Çünkü, gerçekten de; bütün uyarılara rağmen, gereken önlemlerin alınmadığı apaçık. Sadece, halkın bilinçlenmesi, depremin zayiatını belki bir ölçüde hafifletebilir fakat acı sonucu değiştirmez. Başta İstanbul olmak üzere, deprem olması muhtemel yörelerde, olağanüstü çalışmaların yapılması, bilimsel önlemlerin alınması artık kaçınılmaz bir ivedilik kazanmıştır sanırız.

