Kaydet
a- | +A

Hantal bir yapıdan bir türlü kurtulamayan devlet bütün mekanizmalarıyla, kalkınmaya, rahat bir soluk almaya engel oluyor. Bir türlü yapılamıyan özelleştirme ve partizanca harcamalar, belimizi doğrultmuyor. Şimdi, yine nefesimizi tutup bekliyoruz, acaba daha ne salmalar yapılacak, halk nasıl yolunacak diye. Oldum olası; fedakârlık hep halkımızdan isteniyor. Yıllar yılı da fedakârlığı hep halkımız yapıyor. Şimdi, yeniden "kemerleri sıkma" mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Tabii ki, fedakârlığı yapacak olan yine halkımız. Koskoca bin yılı geride bırakmaya birkaç gün kalmışken ve bütün dünya halkları "milenyum" hazırlığı içindeyken, yine bizlere düşen fedakârlık. İnsan, kendi kendine "acaba fasit daire (kısır döngü) ne zaman bitecek" diye sorası geliyor. Türk milletinin, ekonomik kaderi hep böyle mi olacak? Gerçekten de, yürekler acısı bir durum, karamsar bir tablo. Oysa, böylesine, hep fedakârlık yapmaya, hep mahrumiyet çekmeye, hep kemerleri sıkmaya hiç de müstahak değiliz.

YÖNETİCİLERİMİZ UYUYOR Türkiye''nin gerek coğrafi konumu, gerek genç nüfusu hatta gerek yeraltı ve yerüstü kaynakları daha müreffeh bir yaşantıyı sağlayabilir. Bırakın "müreffeh yaşantıyı" sürekli olarak kemer sıkmamız kesinlikle sağlanabilir. Ne var ki, gelmiş geçmiş iktidarların hataları bazı politik ve ekonomik gaflar ülkemezi hep uçurumun kenarına adetâ sürüklüyor. Hantal bir yapıdan bir türlü kurtulamayan devlet bütün mekanizmalarıyla, kalkınmaya, rahat bir soluk almaya engel oluyor. Bir türlü yapılamıyan özelleştirme ve partizanca harcamalar, belimizi doğrultmuyor. Şimdi, yine nefesimizi tutup bekliyoruz, acaba daha ne salmalar yapılacak, halk nasıl yolunacak diye. Her hafta akaryakıta yapılan zamma mı yanalım, yılda mükerrer olarak ödenen araç vergisine mi, emlak vergisine mi yoksa en tabii ihtiyacımız olan bilgi edinme ve haberleşme özgürlüğümüze getirilen narha mı yanalım? Neyleyelim, fedakârlık hep halkımızdan isteniyor o da yapıyor.