Kaydet
a- | +A

Fransa''nın bir başka çirkin yüzünü açıklamaya dün başlamış; Türkiye''yi bölmek için "Taşnak" ve "Hoybun" örgütlerinin ne denli hâmisi olduğunu sergilemeye çalışmıştık. Bugün kaldığımız yerden devam ederek, Fransa''nın öteden beri, ülkemiz aleyhine giriştiği yıkıcı faaliyetleri, bütün delilleriyle ortaya atalım... "Kürdistan Sosyalist Partisi lideri Kemal Burkay da aynı görüştedir: "Suriye''ye sığınmış olan Ermeniler, Hoybun''un meydana getirilmesine yardımcı oldular. Bazı Ermeni aydınları, örgütün çalışmalarına katıldılar. Hoybun, Ermeniler''in tekrar yurtlarına dönmelerini ve Kürtler''le birlikte özgürce yaşamalarını öngörüyordu." (8)

Ağrı ayaklanması... Hoybun, kurulduğu yıl Ağrı''da bir isyan başlattı. 1927-1930 yılları arasında yaklaşık olarak 4 yıl süren Ağrı Ayaklanması''na öncülük eden Hoybun''un "Askeri Kanat Sorumlusu" İhsan Nuri, ayaklanmanın Türk Hükümeti''nce bastırılmasını müteakip önce İran''a, oradan da Suriye''ye kaçıp FRANSIZLAR''a sığındı (Aralık 1931). (9) İngiliz yazar William Eagleton; Hoybun''un liderleri Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşlerin bulundukları Suriye/Şam, Lübnan/Beyrut ve Fransa/Paris''te karargahlar kurduğundan söz eder. (10) Fransa, Türkiye''nin başına bir gaile olarak çıkan 1937''deki Dersim İsyanı''na da karışmıştır. Bu isyanda önemli ölçüde kışkırtıcı rol oynayan M. Nuri Dersimi ve Ermeni Movses Potigliyan, Hoybun tarafından görevlendirilmişlerdi. (11) Avrupalı emperyalistlerin, para, silah ve her türlü yardımda bulunup Türkiye''ye karşı bir tehdit unsuru olarak kullandıkları Hoybun''un ileri gelenlerinden M. Nuri Dersimi, şu ilginç itirafta bulunur:

Musul petrolleri "İngiliz ve Fransızlar; bir taraftan Musul petrolleri ve diğer taraftan Fransızlar''la Türkler''in henüz halledilmeyen işlerinin kendi menfaatleri namına neticelenmesi için, Türkler''e karşı Hoybun faaliyetini bir zamanlar istismar etmekte idilerse de, Kürtler''e fiili bir yardımda bulunmaktan da çekiniyorlardı. Türkler''le menfaatlerine uygun mesail halledildikten sonra, Hoybun''un faaliyetine kati surette mani olmuşlardı. İşte bu sebeple 1939 yılına kadar faal bir halde olan Hoybun, birçok neşriyatta bulunduktan sonra, dünya siyasetinin icabatına uyarak terki faaliyet etmek zorunda kalmıştı." (12) Rohat Alakom''un söyledikleri ise çok daha ilginçtir: "1921-1946 yılları arasında Fransız mandası haline gelen Suriye topraklarında örgütlenen Hoybun''un sonu, 1946 yılında bu topraklardan tümüyle ayrılan Fransız birliklerinin sonu gibidir. 1946 yılının sonuna doğru ne Hoybun örgütü, ne de Fransız birliklerinin varlığı Suriye''de söz konusudur." (13)

"Kürdoloji Bölümü" Fransa, Suriye ve Lübnan''dan çekildikten sonra da, Kürtçülük ve Ermeni konularını istismar etmeye devam etti. Sorbon Üniversitesi''nde açtığı "Kürdoloji" bölümünün başına, Hoybun örgütünün kurucularından Kamuran Ali Bedirhan''ı getirdi. Bilahare, Fransa''da faaliyet gösteren "Comite de solidarite a la Revolution Kurd" adlı kuruluş başta olmak üzere, bu ülkede kurulan birçok organizasyonun destekçisi oldu. 1982''den beri Fransa''nın başkenti Paris''te aktif faaliyet gösteren "Paris Kürt Enstitüsü"nün de Fransa''nın himayesinde olduğu, hatta eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterand''ın eşi Daniella Mitterand''ın da hâlâ bu kuruma açık destek verdiği bilinmektedir. Bugün, Avrupa ülkeleri içinde, Ermeni fanatiklerinin en yoğun olarak örgütlenip faaliyet gösterdikleri ülkenin de Fransa olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Ermeni terör örgütü ASALA''nın, yurt dışındaki Türkler''i hedef alan toplam 199 eyleminden 54''ünü Fransa''da gerçekleştirdiğinden dünya kamuoyu haberdardır. (14)

Fransız Parlamentosu Fransa Parlamentosu''nun, sözde "soykırım" tasarısını kabulü ile ortaya koyduğu irade, Türkiye''den, Türk Kurtuluş Savaşı''nda aldığı yenilgiye verilen bir cevap mıdır? Tarihi gerçekler, Fransa''nın gerçek yüzünü açıklıkla ortaya koyarken, Fransız demokrasisinin, Fransız kültürünün, Fransız siyasetçilerine hiçbir şekilde çağdaş değerler kazandıramadığı gibi bir sonuçla mı karşı karşıyayız. Bugüne kadar sözde "soykırım" tasarısını Anayasa Mahkemesi''ne gönderme konusunda bir irade ortaya koymayan Lionel Jospin Hükümeti, tarihi bir sınavla karşı karşıyadır. Fransa, ya karanlık çıkar hesaplarının temsilcisi olma rolünü açıklıkla üstlenecek ya da Fransız kültürüne ve Fransız halkına her zaman dostluk kucağını açan Türk insanının haklı taleplerine, gecikerek de olsa cevap verecektir." İşte, Fransa böylesine "çetrefil" hatta "rezil" ilişkiler içine girerek, Türkiye''nin hep aleyhinde olmanın şampiyonluğunu kazanıyor. Zaten, Ermeni soykırımı iddialarının anavatanı tarih boyu Fransa değil mi? ***

Dipnotları: 8. Kemal Burkay (C. Aladağ adıyla), Kürt Ulusal Hareketleri, İstanbul 1978, s. 107. 9. Rohat Alakom, aynı eser, s. 81. 10. William Eagleton, The Kurdish Republiex of 1946, Oxford University Press, 1963. 11. Hayri Başbuğ, Kürt Türkleri ve Fanatik Ermeni Faaliyetleri, Ankara 1984, s. 73. 12. M. Nuri Dersimi, aynı eser, s. 255. 13. Rohat Alakom, aynı eser, s. 117. 14. M. Necati Özfatura, "Ermeni Terörü", Türkiye, 13.01.2001.