Kaydet
a- | +A

Rusya''nın çiçeği burnunda Devlet Başkanı Putin''in Kafkaslar ve Orta Asya''da uygulamaya geçirdiği politikanın en çok Türkiye''yi ilgilendirdiği ve etkileyeceği, ne yazık ki gözlerden kaçıyor. Gerçekten de, Vladimir Putin''in pervasızca ard arda atmaya başladığı adımlar, hem Türkiye''nin milli çıkarlarını hem de bölgedeki hassas dengeleri tehdit ediyor. Çeçenistan''a bunca kan dökülerek verilen gözdağından sonra, Kafkaslar ve Orta Asya''da, geçmişteki hakimiyetini kurma sürecini başlatan Rusya''yı, Türkiye''nin yanı sıra hür dünyanın da yakından takip etmesi hatta denetlemesinin tam zamanını yaşıyoruz. Rusya''yı üniter yapıya çevirme stratejisi üzerine kurulan dış politikanın bizzat Putin tarafından uygulamaya konması dikkatleri çekiyor. KGB kökenli bir devlet başkanının, başlattığı yeni stratejinin özellikle Türkiye''nin petrol ve tabii gaz alışverişini tehdit ettiği görünüyor.

Demirel faktörü Kim ne derse desin, Demirel''in Cumhurbaşkanlığından ayrılmasıyla, Türkiye''nin önemli etkinliğini yitirdiği, çok süratli bir şekilde su üstüne çıkarken, Putin''in de durdurulması gündeme geliyor. Ne var ki, Ankara''nın tehlikeyi kabullenip, Rusya''nın kurmaya çalıştığı hakimiyeti dengelemeye yönelik faaliyetlerden şimdilik kaçındığı anlaşılıyor. Oysa, bu tür önemli gelişmeler Demirel döneminde gündeme gelmiş olsaydı, en azından mukabil ziyaretlerle bir engelleme, bir yavaşlatma stratejisi uygulanırdı sanırız. Gerçi, 10''uncu Cumhurbaşkanı Sezer''den böylesine "yıldırım" ziyaretler beklemek hem mantıksız hem de haksızlık olur ama, Demirel faktörünün anlaşılması bakımından olayı değerlendiriyoruz. Türkiye''nin, Rusya ile olan ilişkilerini yeniden belirlemesi ve özellikle, ABD''nin bile burukluk duyduğu "mavi akım" projesini gözden geçirmesi gerekiyor.