Bu sıcak pazar gününde, yine bir futbol yazısıyla karşınıza çıkmayı yeğledik. Daha doğrusu, Milli Takımımızın Avrupa''yı ayağa kaldıran seyri, ister istemez aktüaliteye de hakim oluyor. Yani, gündemin başında dün, bugün ve yarın futbol yer alıyor. Bu satırları da, Milli Takımımızın Portekiz ile yaptığı maçtan saatler önce yazdık. Belçika zaferi öncesi de, aynı metoda başvurmak mecburiyetinde kalmıştık.
Belki hatırlanabilir, "Zafere kilitlenmek..." başlıklı yazımızın bir bölümünde aynen şunları belirtmiştik: "Dileriz ki, Belçika''ya galip gelir ve çeyrek finale kalırız. Hatta, hedefimiz yarı final ve sonra da finali oynamak olur" Aynı dileği tekrarlıyoruz Aynı, temenniyi tekrarlıyoruz. Dileriz ki, Portekiz''e karşı galip gelir ve yarı finale kalırız. Hatta, hedefimiz finali oynamak olur. Ne var ki, şu veya bu nedenle başaramazsak da, dünyanın sonu gelmez. Zaten çeyrek finale kaldıktan sonra Milli Takımımızın görevini yerine getirdiğine inanıyoruz. Ha çeyrek, ha yarı... Hepsi finalle tanımlanmıyor mu? Tabii ki, yarı final ve daha sonra finale kalmak coşkusu bambaşka olabilir. Ama, unutulmamalıdır ki, Milli Takımımız ilklere damgasını vurmanın sürecini yaşıyor. Yani, bir yerde, çeyrek finalin değeri yarı final hatta finale yaklaşmıyor mu? Şunun da altını çizmek istiyoruz: Milli Takımımızın, Türkiye''nin tanıtımına katkısı, yapılabilecek milyonlarca dolarlık reklâmlardan daha etkili olmuştur sanırız. Avrupa Birliği''ne girmenin yollarını arşınlayan bir Türkiye''ye bundan daha güzel ne destek yapılabilir ki. Ya gurbetçilerimiz Sonuç ne olursa olsun; özellikle gurbetçilerimize verilen moralin değeri asla ölçülemez. Bırakın gurbetçilerimizi, yekvücut halinde, televizyonlarının, radyolarının başında Milli Takımımızı can havliyle izleyen milyonlarca vatandaşımızın duyduğu heyecan, yaşadığı coşku, bir kez daha ne zaman ele geçer. Bu sabah uyandığımızda belki daha da sevinç içinde olacağız, buruk olmak da mümkün. Her şeye rağmen, Milli Takımımızın finallere kadar yükselişini hayatımız boyunca unutmayacağız. İnanınız ki, bu zorlu maç öncesi de karamsar değiliz. Kaldı ki, bu bunalımlı günlerde ay-yıldızlı formanın coşkusunu bir kere daha yaşamak gerçekten de ne güzel olacak...

