Adına ister "ek vergi", ister "deprem vergisi" densin, doğrusu böylesine tepeden inme "salma", daha çok "haraç" almaya benziyor. Hükümetin ısrarı, bir türlü kırılamayan inadı, koskoca AGİT Zirvesi''ni gerçekleştiren bir ülkeye hiç de yakışmıyor. Çalkantılar içindeki 57''nci koalisyon hükümetini daha da sarsacağı muhakkak olan, ek verginin gerçekleşmesi halinde, ekonominin daha da krize sürükleneceğini öne sürmek için, ne ekonomist ne de kahin olmaya gerek var. Maliye Bakanı''nın, bir kuzu derisinden daha ne kadar post elde etme peşinde olduğunu bilemiyoruz. Ancak; cep telefonu kullanımının bile, vergi kapsamına alınmak istenmesi, gerçekten de kabulü güç bir tasarruf. Yeni bir binyıla girmenin arefesinde, her vatandaşın en tabii hakkı olan "haberleşme" ve "bilgi edinme" özgürlüğüne mali engeller çıkarmak neyin nesi?
HEM AYIP, HEM SAKINCALI Bırakınız diğer tasarrufları, sadece cep telefonu kullanımından vergi almak bile, hem ayıp, hem sakıncalıdır sanırız. Bugün; orta halli insanlarda bile cep telefonu var. Gün geçtikçe de kullanma alanı genişliyor, böylece enformasyon imkanları artıyor. Bu ilerlemeyi, Türk milletine çok görüp, konuşmalardan ek vergi alma insanı çileden çıkarmaya yetiyor. Kaldı ki, cep telefonundan, her ay, eğitime katkı payı da alınmakla, konuşmalar zaten pahalanıyor. Verdiğimiz bir örnek bile, ek verginin tutarsızlığını sergiliyor. Ne var ki; hükümet inadından bir türlü vazgeçmiyor. Bunca iç ve dış yardım, bedelli askerlik ve bütçeden aktarma, işi bitiremiyorsa, lüks mallarda KDV''nin arttırılması neden düşünülmüyor? Her fırsatta, endişelerimizi belirtmemiz, bir kaosun yaşanmasını istemeyişimizden kaynaklanıyor.
Ek vergi karşısındaki, duyarlılığımızın bütün kamuoyu tarafından paylaşıldığını biliyor, hatta bir gazetede, ek vergiler için "varlık vergisi yeniden geliyor" başlığının kullanıldığını hiç unutamıyoruz.
Galiba, "Kaş yapayım derken, göz çıkarma" olayı ile karşı karşıyayız.

