Daha çok yakın zamana kadar, Güneydoğu''ya "şark" denirdi.
... Ve bir subayın, bir polisin bir ebenin daha doğrusu herhangi bir devlet görevlisinin en önemli hizmeti "şark hizmeti" olarak gösterilirdi. Gerçi, tayini şarka çıkan memuru, başlarda bir karamsarlık sarar, hatta korku kaplardı. Ancak, şarka yani Diyarbakır, Mardin, Siirt, Hakkâri ve benzeri illere gidenler, dönüşlerinde kalplerinin bir parçasını bırakırcasına, burukluk içinde ayrılırlardı. Hatta, bu yüzden "Şarka giden ağlar, gelen ağlar" diye bir söz de türemişti. Önce, tedirgin olduğu, korktuğu için ağlayanlar sonra dönüşte bıraktıkları güzel anılar, asude günler için gözyaşı dökerlerdi. PKK denen cani örgüt ortaya çıkınca Güneydoğu artık yaşanmaz olmuştu. Artık kan gövdeyi götürüyordu...
Yerli halk çok direndi Bir zamanların asude yöreleri, PKK zulmünün ve korkusunun kol gezdiği, kurtarılmak üzere olan yerler olmuştu. Aslında, yerli halk PKK''ya çok direndi. Zaten, belki de bu yüzden hesaplananlar gerçekleşmedi. Yüce Allah, PKK''nın şerrinden Güneydoğu''yu korudu. Hergün seri halde cinayetler işlenirken, halk korktu, çekindi fakat inanınız ki yılmadı. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri''nin de desteğini arkasında bulan halk, sonunda, toprağında özgürlüğün coşkusunu yeniden yaşamaya başladı. Eşkıyadan yavaş yavaş kurtulan Güneydoğu şimdi de, ekonomik baskı altında inim inim inliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri''nin de girişimleri olmasa, Güneydoğu''da yaşantı ha durdu ha duracak... Şimdi, Güneydoğu''ya devletin eli, çok çabuk şekilde ve cömertçe uzanmalı. Ne yazık ki; Güneydoğu''da bırakın reformları, kalkınma seferberliğini, yönetim buhranı yaşanıyor.
Memur gitmek istemiyor Açıkçası, Güneydoğu''ya her türlü evsafta memur pek gitmek istemiyor. Böylece yönetim boşluğu kendini hissettiriyor. Nitekim, Başbakan Bülent Ecevit''e de durum arzediliyor... ... Ve nihayet devlet önlem alma ihtiyacını duyuyor. Ne kadar kahredici değil mi? Hani, aziz vatanın her köşesi kutsaldı. Nerede kaldı, vatan sevgisi, vatandaşlık yükümlülükleri. Keşke, eski "şark" günlerine dönülse de, hem giden, hem gelen gözyaşlarını döküverse. Yoksa, hepten ağlarız... "Şark hizmeti"nin kutsallığını yeniden gündeme getirmemiz gerekiyor... Üstelik, hem turistik bakımdan, hem de ekonomimize katkıda bulunmak üzere, hepimiz "şark"ı ziyaret edelim. İkram edilen "kahve mırra" hiç de acı değil...

