Gerçekten de, Galatasaray''ın Avrupa''da yazdığı destanı hiç unutmak mümkün mü? Zaten, destanları "destan" yapan özelliklerden biri bu değil mi? İnanınız ki, aradan şu kadar saat geçti, hâlâ zaferin coşkusunu üzerimizden atmış değiliz. Dileriz, hayat boyu bu gururu taşıyalım. Olaya, sadece bir futbol maçı veya bir kupa alınışı gözü ile bakmadığımızı hatırlattıktan sonra, dosta düşmana verdiğimiz mesajın büyüklüğü üzerinde durmak istiyoruz. Her şeyden önce, sonucun sadece Galatasaray''a mal edilmemesi gerekiyor. Evet, Fatih''in aslanları, alınterlerini dökerek bu mutlu sona ulaştılar. Ancak, arkalarında 65 milyon Türk''ün desteği, kalbi ve duası mevcuttu.
Yeter ki birlik olalım Bu sportif sonuçtan alınması gereken dersler arasında; azmin ve çalışkanlığın karşısında, hiçbir engelin olamayacağı gerçeği birinci sırada yer alıyor. Sonra, ne kadar güç olursa olsun, biz Türkler''in başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği sorun olmadığı da kanıtlanmıştır sanırız. Önemli olan, hedefi iyi ve doğru tespit etmek, ona ulaşmak için sabır ve metanet göstermek, disiplinli çalışmak ve topyekûn destek almakla özetlenebilir. Bunca çabadan sonra elde edilen imajın bozulmaması için şimdi elimizden gelen dikkati, özeni milletçe göstermeliyiz. ...Ve bu imaj üzerine, daha nice başarılar, girişimler ve etkinliklerle gitmeliyiz. Yapmamız gerekenlerin başında, Kopenhag''da elde edilen başarının yanısıra, belki de bir an önce "Kopenhag Kriterleri"nin gereğini yerine getirme olmalı. "Sportif" ve "ekonomik" alanlarda sızdığımız Avrupa Birliği''ne "politik" sahada da girmenin kararlı adımlarını atmalıyız. Sonrası, zaten kendiliğinden sıralanır. Bu yüzden de, zaferi hiçbir zaman unutmamalıyız, bize daima örnek olmalı.

