Kaydet
a- | +A

Her ne kadar Başbakan Bülent Ecevit, AB Komisyonu''nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugen''e, Kürtçe TV''ye izin ve Kürtçe eğitimin serbest bırakılması yolunda herhangi bir rapor vermediğini "resmen" açıkladıysa da kamuoyunda doğan tedirginliğin, kolayca giderilemeyeceğini sanıyoruz. Avrupa Birliği''nin ötedenberi, olur olmaz istekler sıraladığının farkında olan ve bundan çok rahatsızlık duyan Türk halkının sabrını taşırmamak gerekiyor. Başta AB yetkilileri olmak üzere bütün dünya bilmelidir ki Türkiye''nin, bağımsızlığı ile ilgili vereceği hiçbir taviz olamaz. Olmayacak istekleri içeren rapor belki verilmemiş olabilir ancak AB yetkililerinin ve paralelindeki lobinin sık sık bu hezeyanda bulundukları biliniyor.

Türkçe tek dilimiz Dost düşman herkes iyice bilmeli ki, Türkiye Cumhuriyeti''nin tek resmi dili olan Türkçe ebediyete kadar, diyaloğu sağlayacak. Ne var ki, maksatlı-maksatsız bütün itirazlara rağmen demokratik bir ülke olan Türkiye''de isteyen herkes arzuladığı dili özgürce kullanabilir. Biz, AB komiserinin böyle bir istekte bulunmamış olduğunu dileyelim. Yoksa, demokrasi adına bu isteklerin, bu telkinlerin sonu gelmez. Dün cani Öcalan''ın idamının durdurulması, bugün Kürtçe TV ve eğitim isteğinde bulunan AB, yarınlar için kimbilir neyi tasarlıyor. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti''nin üniter yapısının, bir milimi dahi yerinden oynatılmamalı. Bu hassas konuda herhangi bir istekte bulunulmamalı. İşin garip ve üzülecek yönü ise, bu tür hezeyanların, kendilerini demokrasi havarisi sayıp ilan eden, zavallı birkaç yazar-çizer tarafından desteklenmesi.

Böyle AB olmaz olsun Türkiye''yi temelinden çatlatabilecek böylesine "tehlikeli" isteklerde bulunacaksa, Avrupa Birliği olmaz olsun. Aslında, AB''nin Türkiye''yi sinesine almak istemediği de yavaş yavaş anlaşılıyor. Asla yerine getirilemeyecek şartlar sürerek, Türkiye''nin kendi kendine AB sürecinden uzaklaşmasını tasarlayan bir zihniyetle karşı karşıya kaldığımız görülüyor. Elbette, batı standartlarında bir demokratlaşmayı herkes benimsiyor ve Türkiye adım adım bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Zaten rahmetli Özal, AB''ye girmeye karar verilirken "İnce ve uzun bir yoldayız" dememiş miydi? Evet, Türkiye AB için "ince ve uzun bir yolda." Fakat, emin adımlarla mesafe almaya çalışırken yoluna taş koymanın anlamı ne ola ki!