Kaydet
a- | +A

Bütün metanetimize rağmen, ard arda tecelli eden vefatlardan, doğrusu sarsılır olduk. 50 gün içinde önce babamız Hacı Reşat Akın, sonra Kemal Sunal, Cenk Koray ve M. Emin Garbi Arvas, dün de değerli hocamız A. Kadir Karahan ve Yazıişleri Müdürümüz Nuh Albayrak''ın validesinin vefatları bizleri tüm tanıdıklar, akrabalar gibi derinden yaraladı.

Hangisine yanalım Hayatın en büyük gerçeği olmasına rağmen, ölümün "soğuk yüzü" ile sık sık karşı karşıya gelmek, insanı ister istemez tedirgin ediyor. Yüce Allah''ın sabır ihsanı olmasa, kimbilir ne hallere düşerdik. Aslında, TÜRKİYE''ye intisap edişimizden bu yana yitirdiğimiz o kadar değerler var ki. Hangisine tutuşalım, hangisine yanalım. Tümünün ruhuna fatihalar okuyarak, elemimizi dindiriyoruz ama unutmak mümkün mü? Özellikle, gazetemizde, göz nuru dökerek, bilfiil çalışan ve ebediyete intikal eden mensuplarımızı bu vesileyle de anmak istiyoruz.

Ruhları şad olsun Hakk''ın rahmetine kavuşan Mevlüt Işık, S. Ahmet Arvasi, Mehmet Emin Alpkan, N. Yıldırım Gençosmanoğlu, Mukbil Özyörük, Tarık Buğra, A. Yılmaz Boyunağa, Selahaddin Şar, Prof. Dr. Ayhan Songar, M. Sedat Işık, Ahsen Çetiner, Safiye Doğrular, İsmet Miroğlu, Prof. Dr. Aydın Taneri ve Vecihi Ünal''ın ruhları şad olsun. Bugün dualarla defnedeceğimiz Prof. Dr. Abdülkadir Karahan''ı, ta Tercüman Gazetesi''ndeki günlerimizden tanıyoruz. İlişkilerimiz her an daha da gelişerek tam 35 yıl devam etti. Karahan''ı anlatmaya değil satırlar, kitaplar bile kafi gelmeyebilir. Her şeyden önce, "asil" ve "mert" bir şahsiyet olduğunu, her zaman, kimseyi kırmamaya gayret etmesine rağmen, sözünü esirgemeyen bir profil sergilediğini belirtmeliyiz. Çok meraklı, her şeyi, en ince ayrıntısına kadar sorup soruşturan, öğrenmek isteyen ve doğrular peşinde koşan, biraz da "inatçı" bir yapıya sahip nadir insanlardan biriydi. Bütün ilmi kariyerine rağmen, tam anlamıyla bir "halk" adamı, hayatı dolu dolu yaşayan, acı ve tatlı yanlarını tadan "derviş" misali uğraşlar peşindeydi.

Adam gibi adam Zaten, rahmetli Karahan hoca, önce bir "halk adamı", sonra "inanç" dolu bir mütefekkir ve en sonunda da, Türk edebiyatını derinden bilen ve öğretmeye çalışan bir bilim adamıydı. Hani, "adam gibi adam" deyimi var ya, Karahan hoca için tam biçilmiş kaftan bir sözcük. Ailece tanıştığımız için sık sık evlerine gider ve özellikle birlikte kahvaltı ederdik. Siverek''ten getirttiği peynir için en az 15 dakika bilgi verirken, can kulağıyla dinlememizi sağlardı.

Sabahlara kadar çalışırdı Eşi Süreyya ve kızı Armağan hanımların bütün direnmelerine rağmen, sabahlara kadar çalışır ve binlerce cilt kitabı incelemekten kimse O''nu alıkoyamazdı. Bıkıp usanmadan yazıyor ve eserlerine eserler katmasının hazzını duyuyordu. Gerçekten de, Türk bilim dünyasının kaybı büyük. Yeri doldurulamayacak bir şahsiyeti uğurlarken, tekrar tekrar "ruhu şad olsun" diyoruz. Bu arada, değerli arkadaşımız Nuh Albayrak ve ailesine de başsağlığı diliyoruz. Allah hepimize sabır versin.