Kaydet
a- | +A

Gerçekten de, her şeyden önce, kendimizi sorgulamalıyız. Sorgulamalıyız ki, gelecek yüzyılın umutlarını oluşturabilelim. Lüks, huzurlu ve sağlıklı bir hayatın yanı sıra, inanılmaz acılar, vahşetler ve sefaletlere sahne olan dünyamızda, payımıza düşen ne olursa olsun, acaba biz insanlık için neler yapmışız. İşte bunun muhasebesi içinde olmalıyız.

Koskocaman bin yılın hatta ikibin yılın son gününü yaşıyoruz.

Yarın, 2000''in ilk günü... Sükseli adıyla "milenyum"a girerken, geçen yıllara özellikle yaşadıklarımıza şöyle bir bakmak gerekmiyor mu? Binli yıllarda doğup yetişmiş ve ikibinli yıllarda yaşayacak bir nesil olarak, geçmişin muhasebesini yapmak en önemli görevimiz olmalı. Gerçekten de, her şeyden önce, kendimizi sorgulamalıyız. Sorgulamalıyız ki, gelecek yüzyılın umutlarını oluşturabilelim. Lüks, huzurlu ve sağlıklı bir hayatın yanı sıra, inanılmaz acılar, vahşetler ve sefaletlere sahne olan dünyamızda, payımıza düşen ne olursa olsun, acaba biz insanlık için neler yapmışız. İşte bunun muhasebesi içinde olmalıyız. Eğer sağduyumuz, yaptıklarımızdan veya yapamadıklarımızdan rahatsızlık duyuyorsa, 2000 yılının ilk günlerinde, iyi bir başlangıç yapmalıyız. Birey olarak başlanacak böylesine, sağlıklı ilk adımlar, ülkeyi refah ve huzura götürür sanırız.

YILMAZ''IN DEDİĞİ GİBİ Türkiye Genç İşadamları Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz''ın yeni yılımızı kutladığı anlamlı mektubunda dediği gibi "Geçmiş bin yılın muhasebesini yapmak ve gelecek yüzyılın umutlarını oluşturmak bizlere düşmekte" Söz Yılmaz''dan açılmışken, mektubundaki ifadelerinden birkaç paragrafı okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz: "Her geçen gün değişen dengelerde, bazen haklılar, bazen haksızlar galip gelmiş, dünya gittikçe artan hızda gelişme ve değişim yaşamıştır. Biliyoruz ki, gelecek yıllarda bu değişim ve gelişme hızı başdöndürücü bir biçimde artarak sürecek ve buna ayak uyduramayanların sistem dışında kalarak yok olacakları bir düzen oluşacaktır. İşte, takvimlerdeki bu büyük değişimin heyecanının yaşandığı bu günlerde; bu heyecanın ülkemizde yapısal değişim dalgaları haline gelmesini ve yayılarak sürmesini istiyor ve bekliyoruz. Türkiye, jeografik ve jeopolitik konumunu, sahip bulunduğu kaynak ve zenginlikleri, Asya''nın ortasından Avrupa''ya kadar uzanmış yaklaşık 2000 yıllık bir büyük yolculuktan süzülüp gelen, dünyanın belki en özgün kültür ve insan mozaiğini oluşturan insan kaynakları potansiyelini seferber ederek, dünya dengeleri içindeki belirleyici yerini almalıdır." 2000''den ümitliyiz, umutluyuz. Yeter ki geçmişin muhasebesini korkmadan, gözümüz yılmadan yapabilelim, kendi kendimizi sorgulayabilelim.