Kaydet
a- | +A

Eğer insanın ailevi veya mesleki bir işi yoksa, bugünlerde seyahat etmesi gerçekten de akıl kârı değil. Hele gittiğiniz yer Kıbrıs gibi "sıcak ve nemli" ise vay halinize. Ne var ki; biz fiziki sıcaklığın yanısıra, Kıbrıs''ı kasıp kavuran başka sıcak gelişmelerden de söz açmak istiyoruz. Her şeyden önce, Kıbrıs''ın ve özellikle Kuzey Kıbrıs''ın sosyal ve siyasi bakımdan fokur fokur kaynadığı görülüyor. Daha önceki ziyaretlerimizde de, büyük bir burukluk duyarak hissettiğimiz, "Türkiye tedirginliği" ne yazık ki su üstüne çıkmış bulunuyor. Gerçi, başta KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş olmak üzere sağduyu sahibi çoğu Kıbrıslılar, aynı eğilimi paylaşmadıklarını açık bir şekilde ve çekinmeden dile getiriyorlar. Son "casusluk olayı" Türkiye Cumhuriyeti''ne karşı takınılan tavırların süreçlerinden biri olsa gerek. Bunca yıl geçmesine rağmen, hâlâ "ateşkes"in hüküm sürdüğü Kıbrıs''ta Türk makamlarına ve özellikle Güvenlik Kuvvetleri''ne karşı tavır takınanların eylemlerinin ne anlama geldiği tartışılamaz bile.

Pişmanlık duyacaklar Yıllar yılı Türkiye''nin maddi ve manevi yardımını görmezlikten gelmek isteyen hatta buna karşı tavır takınanlar, bütün Kuzey Kıbrıs halkının geleceğini tehlikeye soktuklarını ne zaman kavrayacaklar? Kendilerini gece-gündüz koruyan, her türlü desteği yapan Güvenlik Kuvvetleri''ne ve Komutanı''na hakarete kalkışanların zamanla pişmanlık duyacaklarını sanıyoruz ve bekliyoruz. Rumlarla görüşmeler yapılırken KKTC''de ortamı bulandırmaya yönelik eylemler kime yaradı ki? Biz bu yazımızda hiçbir ad ve belirli olay üzerinde durmak istemiyoruz. Ancak, gelişmelerin çok boyutlu ve endişe verici olduğu kesin. Dün sona eren Cenevre''deki görüşmelerde alınan mesafeyi şimdilik bilmiyoruz. Ne var ki KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş''ı zor günler beklediğini tahmin ediyor ve üzülüyoruz. Cenevre''de tezini savunurken büyük güçlükler atlatan Denktaş''ın, Rumların yanı sıra Kuzey Kıbrıs''taki muhalifleriyle başının derde gireceği kesin. Oysa, "sıcak" sımsıcak günler geçiren Kıbrıs''ın huzur ve refaha o kadar ihtiyacı var ki...

Kompleksten kurtulmak Türkiye Cumhuriyeti''nin; siyasi, ekonomik, insani ve askeri yardımından kompleks duyup tarafsızlık maskesi altında barış havariliğine soyunanlar, elbette sakıncalı yolda olduklarının farkında değiller. Ucu Rum sempatizanlığına kadar uzanan Türkiye aleyhtarlığının bunu yüklenenlere hiçbir fayda getirmeyeceği de apaçık, tehlikeli ilişkiler ihanet sınırlarına değmemeli, yoksa ihanetin bedeli olarak adalet önünde hesap verirlerken, hiçbir feryadın, hiçbir pişmanlığın faydası olmuyor. Bu arada, böylesine bir ihanet sürecinde de başta medya olmak üzere hiçbir araç, kalkan veya silah olarak kullanılmamalı. Diyeceğimiz şudur ki; Kıbrıslı Türkler''i Rumların elinden kurtaran, Kuzey Kıbrıs''a yarım asırdan fazla süredir ekonomik yardımda bulunan, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Türkiye Cumhuriyeti''nden hiçbir kompleks duyulmamalı. Kompleksten kurtulamayanların elbette yaşayacakları İngiltere gibi Yunanistan gibi ve Güney Kıbrıs gibi yerlerin varlığı unutulmamalı. Kıbrıs''ta gerçekten de, çok "sıcak" günler yaşanıyor.