Durgunluktan çıkmaya çabalayan bir ekonomide, ayakta kalmayı başaranlara "son darbe" niteliğinde olan ek verginin, kayıtlı mükellefi hedeflediği de öne sürülüyor. Devletin elinde onlarca kaynak varken, kayıtlı mükelleflerin ek vergiye maruz kalacağı, böylece zaten kriz içinde olan ekonominin tıkanacağını, hükûmetin bilmemesine imkân var mı?
Hükûmetin, bir türlü vazgeçmek istemediği "ek vergi" ile ilgili tepkiler giderek çoğalırken, iş çevreleri de eleştirinin dozajını artırarak, krizden kaosa geçilebileceğine dikkatleri çekiyor. Gerçekten de; normal vergilerin toplanmasında bile sıkıntı çekilirken "ek vergi" ihdas etmenin mantıksızlığı ortada değil mi? "Deprem vergisi" diye adlandırılan yeni "salma" girişimine karşı çıkarken, IMF''ye verilmiş muhtemel bir sözden veya taahhüdü göz önünde bulunduruyorduk. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal, IMF''ye ek vergi konusunda verilmiş söz olmadığını açıklamış bulunuyor. Önal''ın beyanından sonra, hükûmetin de bu sevdadan vazgeçmesini bir kez daha salık vermeden kendimizi alamıyoruz. Durgunluktan çıkmaya çabalayan bir ekonomide, ayakta kalmayı başaranlara "son darbe" niteliğinde olan ek verginin, kayıtlı mükellefi hedeflediği de öne sürülüyor. Devletin elinde onlarca kaynak varken, kayıtlı mükelleflerin ek vergiye maruz kalacağı, böylece zaten kriz içinde olan ekonominin tıkanacağını, hükûmetin bilmemesine imkân var mı? Ama nedense, daha önce belirtmeye çalışmıştık; bir kuzudan, daha çok post çıkarma gayretkeşliği hüküm sürüyor. Üstelik; cep telefonunun ek vergiye alet edilmek istenme ısrarı, büyük hataya veya inada "tuz-biber" oluyor. Her şeyden önce, cep telefonunun, vergiden muaf tutulması gerekiyor. Nereden bakılırsa bakılsın veya nasıl incelenirse incelensin; ekonominin mevcut durumunda, yeni bir vergi Türkiye''yi çıkmazlara götürür. Oysa, ekonomimizin en ufak bir krizi bile geçiştirecek durumda olmadığı apaçık. İnsan hiç, "bindiği dalı keser" mi?

