Kaydet
a- | +A

Şükürler olsun ki; daha fazla tartışmaya, polemiğe hatta gürültüye sebep olmadan 10''uncu cumhurbaşkanımız seçildi. 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa, Meclis''te grupları olan 5 siyasi partinin liderlerinin müşterek imzasıyla, Cumhurbaşkanlığına aday gösterilen zatın Çankaya''ya seçilmesinin, "milli uzlaşı"yı sergilediği kuşkusuz. Ancak, cumhurbaşkanlığına parlamentonun içinden çok sayıda aday çıkmasını ve seçimin ilk turda neticelenmemesini de kimse yadırgamamalı. Her şeyden önce; öteden beri savunduğumuz gibi, 5 siyasi parti genel başkanı tarafından müşterek aday gösterilmesine rağmen, parlamentonun içinden aday çıkması, tamamen demokrasinin bir fazileti olarak değerlendirilmeli. Üstelik, ilk turda seçimin sonuçlanmaması da "olumlu" olarak kayda geçmeli. Bu arada, dışardan gösterilen adayın her turda oylarını daha da attırması "mekanizma"nın işlediğinin de kanıtı olarak ele alınmalı. Gerçekten de, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer''in rakipsiz olarak ve birinci turda seçilmesi daha "uygun" mu olacaktı? Kısacası, turlar "biçimsel" de olsa demokrasiye işaret değil mi?

Gözler 16 Mayıs''ta "Hayırlı cuma"da TBMM yeni Cumhurbaşkanını seçerken, şimdi gözler 16 Mayıs''a çevrilmiş bulunuyor. 16 Mayıs''ta Çankaya''da devir-teslim töreni yapılacak ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeni bir dönem başlayacak. Ne var ki, rahmetli Özal ve Demirel''den sonra yeni Cumhurbaşkanımızın performansı, tavrı, yorumları şimdiden hem merak ediliyor hem de tartışılıyor. Filvaki, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer''in gerek geçmişi, gerek müktesebatı ve konumu Çankaya''ya yakışacak bir portre çiziyor. Ancak, yine de Sezer''in kılı kırk yararcasına bir tutum içine düşmesinden ve bürokratik engellere takılmasından korkuluyor. Dileriz ki, Çankaya''da böyle bir sendrom, bir süreç yaşanmaz. Yeni Cumhurbaşkanımızın, ülkemize, insanlarımıza hayırlara vesile olmasını, uğur getirmesini Yüce Allah''tan diler, kalbî tebriklerimizi sunarız.