Türkiye''nin iç ve dış olaylarla gündemi o kadar dolu ki; neyin daha önem taşıdığı ve üzerinde durulması gerektiği tercihini yapmak gerçekten de güç oluyor.
Her şeyden önce; Fethullah Gülen''in "şok" kasetleri ortalığı kavuruyor.
Sonra; bugün yeniden devam edilecek olan teröristbaşının davası geliyor.
Arkasından da; ekonomik krizden kurtulmanın çabalarının yanı sıra, vatandaşların çektiği sıkıntı ve acıları sıralamak lâzım.
Tabii ki; Kıbrıs konusunda, tezgahlanmak istenen uluslararası oyun da unutulmamalı.
Velhasıl; ne yazık ki ülkemiz, girift olaylarla cendereye sıkıştırılmış gibi.
Oysa; bir an önce, gündemi şu veya bu şekilde işgal eden sorunlardan kurtulup, her alanda istikrara kavuşmamız gerekiyor.
ŞEFFAFLIK ŞART
Değer yargılarının birbirine karıştığı, yerli yersiz ithamların ard arda sıralandığı daha doğrusu tam bir kargaşa ortamının yaşandığı bir Türkiye''de artık şeffaflık şarttır sanıyoruz.
Aslında; şeffaflığı, berraklığı sağlamak da o kadar güç olmamalı.
Yani; olayları birbirine karıştırmadan, komplo teorileri üretmeden, objektif bir şekilde değerlendirmeler ve hüküm vermeler hepimizin ortak isteği olmalı.
Yasaların tam olarak uygulandığı, ak ile karanın biribirinden ayrı görüldüğü ortamlara o kadar ihtiyacımız var ki.
Her zaman belirttiğimiz gibi; bu aziz vatan hepimizin, üzerinde beraberce yaşama mecburiyetini, bir zevk haline, bir coşku haline dönüştürmeliyiz.
Vatanın selâmetini düşünmek, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi koruyup kollamak hepimizin görevi olmalı ve kabul edilmeli.
Bunca soruna rağmen, cumhuriyetin daima dimdik ayakta kalacağını da hiç kimse unutmamalı ve endişeye de kapılmamalı.

