Kaydet
a- | +A

Rusya Devlet Başkanı Putin''e, Orta Asya''daki son girişimlerinden sonra, daha da dikkat etmek gerekiyor. Daha doğrusu; 9''uncu Cumhurbaşkanı Demirel''in atik ve cesur girişimlerinden mahrum kalan Türkiye''nin, Kafkaslar ve Orta Asya politikasında esaslı değişiklikler yapması, "aciliyet" kazanıyor. Gerçekten de; Yılmaz Öztuna hocamızın belirttikleri gibi, şimdiye kadar Türkeş, Özal ve Demirel''in şahsî gayretleriyle yürütülen ve özel teşebbüsümüzün fedakârane himayeleriyle gelişen Türk cumhuriyetlerindeki ağırlığımızdan yavaş yavaş uzaklaşıyoruz. Oysa, tam aksine Kafkaslar ve özellikle Orta Asya''da çok yönlü, cesur, kararlı ve kalıcı bir dış politika tesis etmeliyiz. Hatta, Türk dış politikasının "mihenk taşı", Kafkaslar ve Orta Asya''ya verilen önem, gösterilen özen olmalı... Ne var ki, başta Dışişlerimiz olmak üzere, birçok kurum ve kuruluşta bu önem pek kavranamıyor. Sanki, Rusya''nın nüfuzu hissediliyor, ettiriliyor.

Bahçeli''ye düşen görev Rusya''nın hamlesi ile "mat" olmak üzere olan Türkiye''nin şimdi cesur ve kararlı bir şekilde "ben de varım" demesinin tam zamanıdır sanırız. Gerçi, siyasi parti liderlerimizden bu konuda sesler yükselmiyor değil. Hatta önceki gün MHP lideri Devlet Bahçeli''nin grupta yaptığı konuşma, dün de DYP Genel Başkanı Çiller''in çıkışı yüreklere su serpecek cinstendi. Ancak, bu girişimlerin milli bir politika haline getirilip, Kafkasya ve Orta Asya''nın hiçbir zaman gündemden düşürülmemesi, vazgeçilemez bir strateji olarak görünüyor. Özellikle hükümeti meydana getiren partilerden MHP''nin, bu çok hayati soruna sahip çıkması bekleniyor. Türkiye''nin konumunun, MHP lideri Devlet Bahçeli''nin önderliğinde geliştirilecek politika ile çok yakından ilgili olduğu gerçeği de unutulmamalı. Hem Putin''e hem dış politikamıza dikkat...