Çekirdek ülke olarak büyük çöküntüler yaşamış olmasına rağmen Rusya''nın ekonomik konjonktürü karşısında, "hayret" etmemek elde değil. Ne var ki, Rusya Federasyonu''nun bir an önce yıkılan Sovyetler Birliği''nin doğurduğu psikolojik durumdan tamamen kurtulması gerekiyor. Daha doğrusu, Rusya bir "samimi" olabilse, başta Türkiye olmak üzere bölgenin ekonomik durumunun tamamen değişeceği sanılıyor.
Kasyanov''u dinlerken Almanya''dan dönüşte, uçaktan iner inmez ayağımızın tozuyla, DİEK''in düzenlediği ve Rusya Federasyonu Başbakanı Mikhail Kasyanov''un katıldığı toplantıya gittik. 1991 yılında kurulan ve Türk-Rus ekonomik ilişkilerinin gelişmesi için, iki ülke işadamlarını biraraya getiren Türk-Rus İş Konseyi''nin ev sahipliği yaptığı, çalışma yemeği şeklindeki toplantıya iyi ki de katılmışız. Gerçekten de, her iki ülkenin ekonomik bakımdan birbirlerine ne kadar muhtaç olduğunu, bu arada Rusya''nın Kasyanov gibi bir Başbakan''la çok şeyler başarabileceğini bir kez daha müşahede ettik. Her şeyden önce Rusya''nın ötedenberi çok çekindiği komşusu Türkiye''ye büyük ilgi gösterdiğini ve benzerlikler kurduğunu bizzat Başbakan''ı seslendiriyor. Bakınız, Başbakan Kasyanov ne diyor: "Ekonomilerimizin birbirini tamamladığı bir gerçektir. Çözmeye başladığımız problemlerimiz de birbirine benziyor." Sadece bu iki cümleden hareket ederek, Türkiye ile Rusya''nın işbirliğinde büyük ekonomik değerler çıkacağı anlaşılıyor. 1.5 milyondan fazla Rus''un Türkiye''nin turistik tesislerinde güzelliklerle karşılaştığını belirten Kasyanov, ülkesindeki turizm alt yapısının ortak yatırımlarla yapılabileceğini beyan ederek, Türk firmalarını davet ediyor.
Sıçrama noktası Türk-Avrasya İş Konseyleri Başkanı Tuğrul Erkin''in, toplantıda yaptığı konuşmada dediği gibi; "Kasyanov''un ziyareti, ekonomik hayatta, bir sıçrama noktası olarak kabul edilmeli." Tuğrul Erkin''in konuşmasından bir bölümü alarak, iki ülkenin birbirlerine ne denli yararlı olabileceklerini adetâ gözler önüne seriyoruz: * Bütün bu erişilen gelişmeleri bugün artık yetersiz buluyoruz. Yeni milenyuma yeni hedef ve projelerle girmeliyiz. Bu projeler yalnız Türkiye-Rusya''yı değil bütün BDT ülkelerini kapsamalı. * Türkiye bir enerji terminali olmaya hazırlanmaktadır. Anadolu''ya gelecek petrol ve doğalgazı Avrupa''ya da birlikte götürebiliriz. Bu yeni binyıl, çevre endişelerinin öne geçtiğini göreceğiz. Daha bugünden uluslararası çevre kuruluşları boğazlardan geçen gemilerin yollarını kesmeye başlamıştır. 5 yıl sonra bu kuruluşları hiç kimse önleyemeyecektir.
"Sarı akım" projesi * Dolayısiyle Boğazlar artık tankerlerin geçiş yolu olmaktan çıkacaktır. Rusya''nın da desteği ve katılımıyla alternatif enerji koridorları yapmalıyız. * Aynı şekilde mavi akım projesi gibi elektrik enerjisi işbirliğinde de Karadeniz''in altından bir sarı akım projesini gerçekleştirmenin önemine inanıyorum. Ayrıca Karadeniz sahilinde Rusya''dan gelecek kömürle çalışan termik elektrik santrallerini planlamalıyız. Türkiye olarak enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ihtiyacımız var. Hidro elektrik santrallerinin yapımında tecrübeli Rus inşaat firmaları görev yapabilirler. Bu santrallerin finansmanında Türk Eximbank''ın Rusya''dan alacakları kullanılabilir. Aynı şekilde Rus inşaat şirketleri Anadolu''daki büyük sulama projelerinde, yol, köprü ve demiryolu inşaatlarında görev alabilir. Kısa bir süre önce Kapıkule-Çerkezköy demiryolu elektrifikasyonu Rus ve Türk şirketlerince başarı ile tamamlanmıştır. Aynı şekilde inşa edilmiş bir çelik köprü hizmettedir. Böyle projeleri ülkemizde başlatabilmek için finansman konusunda yeni imkanlar sağlamalıyız. * Maalesef Türk Rus Ticareti son yıllarda Türkiye''nin aleyhine gelişmektedir. Petrol fiyatlarının aşırı artışı ve yeni gaz alımları bugünkü büyük ticari dengesizliği daha da büyütecektir.
Barter sistemi kurulmalı * Yeni finansman imkanları bulunmadığı için Rusya''daki müteahhitlik hizmetleri durma noktasına gelmiştir. Muhakkak 1984 tarihli doğalgaz anlaşmasına benzer bir barter sistemi oluşturulmalıdır. Hatırlanacağı gibi, 1984 anlaşmasında satın alınan doğalgaz bedelinin % 70''inin Türk mal ve hizmetleriyle ödenmesi şartı vardı. Bugün maalesef bu madde uygulanmamaktadır. Her iki tarafın yetkililerinin bu konuya bir çözüm bulmaları gerekmektedir. Sonuç olarak; Türkiye ile Rusya''nın birbirini tamamlayan büyük ekonomik potansiyele sahip olduğu, ancak işbirliğine "samimi" bir şekilde başlanması gerektiği anlaşılıyor.

