Kaydet
a- | +A

Büyük önder Mustafa Kemal''in Selanik''teki evini geçtiğimiz yıl 10 Kasım''da ziyaret etmiş ve ruhuna fatiha okumuştuk. Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen Selânik''teki 10 Kasım sabahını, daima buruk bir coşkuyla anıyoruz. Selanik''teki evi hatırlarken, Atatürk''ün giysileri, kullandığı masa, iskemle, koltuk, karyola türü eşyalar bir bir gözümüzün önünden geçiyor.

Ata''nın masasında Hatta, büyük önderin masasına oturmuş, bir yandan fotoğraf çektirirken bir yandan da, üzerinde yazımızı kaleme almıştık. Şimdi bütün bu anıları yâd ederken, heyecanlanmamak mümkün mü? Saat 09.05''te, Atatürk''ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunduktan sonra, ruhuna fatiha okumuştuk. Aslında, yıllardan beri Atatürk''ü yâd ederken veya anarken, hem saygı duruşunda bulunuyor, hem de dua ediyoruz.

Saygı duruşu yetmez Milletin çoğunluğunun böyle düşündüğünü ve yaptığını sanıyoruz. Zaten, birkaç yıldan beri ölüm yıldönümlerinde Atatürk''ün ruhu için okutulan mevlidler ilgi görüyor. Nitekim, dün de Beyoğlu Müftülüğü tarafından, Dolmabahçe Camii''nde "huşu" içinde mevlid okundu. Gerçekten de, Atatürk gibi büyük bir insana sadece saygı duruşu yetmez, ruhuna dualar da armağan etmek gerekiyor. Üstelik, bu yıl 10 Kasım''ın Berat Kandili''ni idrak ettiğimiz "mübarek" bir güne tesadüf etmesi coşkumuzu arttırıyor. Selânik''teki 10 Kasım sabahını hatırlarken, bir de seksen-seksenbeş yaşlarında bir zâtın, Atatürk''ün evini işaret ederek, "Kemâl''in evine mi geldiniz? Hoş sefa geldiniz" sözleri kulaklarımızda sedalanıyor. Selânikli zâtın sesi titrek fakat Türkçesi hoştu.

Büyük önder Atatürk sevgisi insanın kalbine düştü mü, zamanla olgunlaşıyor, yıllar geçse de kaybolmuyor. Evrensel niteliklere sahip, büyük bir önder olan Atatürk''ü sadece biz Türkler değil, bütün dünya anlıyor ve sayıyor. Her şeyden önce, tarihe bir "Milli Mücadele Lideri" olarak geçen Atatürk''ün ikinci niteliği "Çağdaşlaşma Lideri" olması. En büyük eseri ise "Cumhuriyet" gösteriliyor.

Yüzyılın dehası Atatürk''ü derinliğine anlamak için "milli mücadele" sürecini ve Cumhuriyet''i inceleyenler, yüzyılın bir dehası ile karşılaşıyor. Yanlış ve lüzumsuz abartılardan hatta anlatımlardan arındırılmış bir Atatürk''ü yeniden bütün dünyaya tanıtmanın tam zamanını yaşıyoruz. Türkiye''nin böylesine büyük bir "güçlü referansa" o kadar ihtiyacı var ki.