Kaydet
a- | +A

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, katıldığı ilk zirvede, ilgi odağı olurken, Türkiye''nin İslam ülkelerini "ihmal" etmemesi gereği de ortaya çıkıyor. Katar''ın başkenti Doha''da toplanan ve dün çalışmalarını bitiren 9''uncu İslam Zirvesi''nde Cumhurbaşkanı Sezer''in gerek konuşmaları, gerek temasları, ötedenberi Kıbrıs konusunda pek "olumlu" adımlar atmak istemeyen İslam ülkelerinin dikkatlerini çekmiştir sanırız.

Filistin ve Irak Cumhurbaşkanı Sezer''in konuşmalarında Filistin ve Irak konusunu da, şimdiye kadar alışılmış Türk görüşünün ötesinde işlemesi ilgi uyandırırken, İslam ülkelerinin özellikle Araplar''ın Kıbrıs politikalarında, kısa zamanda değişiklik yapmaları bekleniyor.

Akılcı yaklaşım "Kıbrıs konusunda yaşayabilir bir çözüm ancak adadaki gerçekler gözönüne alınarak sağlanabilir... Konfederasyon önerisi Kıbrıs konusunun çözümü için akılcı ve yapıcı bir yaklaşımdır" tezini savunan Cumhurbaşkanı Sezer''in, ikili görüşmelerde de aynı temayı ısrarlı bir şekilde işlediği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Sezer''in İslam Zirvesi''nin bitiminde yurda dönmeden Ürdün''e gidiyor olması da, alışılmış resmi ziyaretlerin boyutunu aşarak iki ülke arasında yeni bir dönemin başlayacağının kesin işareti olarak değerlendiriliyor. Sezer''in Ürdün ziyareti üzerinde ayrı bir değerlendirme yapılırsa, Türkiye''nin, İslam; özellikle Arap ülkelerini "ihmal" politikasından uzaklaştığı intibaı da uyanıyor. Her ne kadar 9''uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde de, İslam ülkelerine sayısız ziyaretler yapılıp, ilişkiler sıcak tutulduğu bir gerçekse de, son yıllarda bir temassızlığın varlığı da gözardı edilemiyor.

Özal döneminde... 8''inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, "altın" çağını yaşayan Türkiye ile İslam ülkeleri ilişkilerini, Demirel''in de başarılı bir şekilde devam ettirdiği, özellikle son bir iki yıl içinde durgunluk olduğu da biliniyor.

Suriye ile... 10''uncu Cumhurbaşkanı Sezer''in, Esad''ın cenaze töreni için Suriye''ye gitmesi ve İslam Zirvesi''ndeki tutumumuz, Türkiye''nin yeniden Ortadoğu politikasını canlı tutmaya yönelik bir çaba içinde olduğunu kanıtlıyor. Dileriz ki, Türkiye''nin bu yeni ve canlı tutumu, İslam ve özellikle Arap ülkeleri tarafından değerlendirilip, yeniden olumlu ilişkiler sağlanabilsin. Çünkü, özellikle geleneksel Arap dış politikasında, Türkiye''ye karşı her zaman "olumlu" yaklaşımlar yapılmadığı, ne yazık ki, gerçeği ifade ediyor.