Bütün iyi niyetlere ve girişimlere hatta son NATO tatbikat ve toplantılarında elde edilen uyuma rağmen, Türk-Yunan ilişkilerinin tam olarak düzelmeye yüz tuttuğu öne sürülemez. Ne yazık ki, kronik Türk-Yunan gerginliği yerini muhafaza ediyor. 17 Ağustos depreminden sonra, aşama aşama kaydedilen bütün yumuşaklığa ve güven artırıcı ortama rağmen, Yunanistan''ın, geleneksel politikasından uzaklaştığı söylenemez.
Dondurulan ihtilaflar En iyimser bir bakışla, ihtilafların buzdolabına saklandığını öne sürebiliriz. Gerçekten de, iç ve dış politikasının temel taşlarını, Türk düşmanlığının teşkil ettiği bilinen Yunanistan''ın, ilk fırsatta bunu su üstüne çıkaracağını sanıyoruz. Her ne kadar, NATO''nun son tatbikat ve toplantılarında, her iki ülkenin Genelkurmay Başkanları karşılıklı jestler yaparak, "barış" sinyalleri vermiş olsalar bile, madalyonun arka yüzünde Yunanistan''ın komşusu Türkiye''ye karşı iyi niyetler beslemediği görülüyor.
Yoksa siyasiler mi? Her iki ülke Genelkurmay Başkanının umut verici yaklaşımlarına rağmen, siyasetçilerin, dostluğa giden yolu ya dondurdukları ya da bozdukları biliniyor. En azından şimdiye kadar kalıcı barışı sağlayamadıkları da bir gerçek. Aslında, Yunanistan''ın kalıcı barış için, Kıbrıs ve Ege sorunlarının kendi lehine çözümlenmesi ön şartını benimsedikleri de ortada duruyor. Oysa, özellikle Türk dış politikasına göre de, Kıbrıs sorununun, iki ülke arasındaki ilişkilerde odak noktası olmaması gerekiyor. Böylesine önemli ve tehlikeli iki temel problem ortadayken, iki ülkenin dostluğundan veya kalıcı barıştan bahsetmenin zorluğu ağır basıyor.
Askerlerin isteği Üstelik, siyasilerin, bu iki temel sorunu görmezlikten gelerek, karşılıklı iyi niyet gösterilerinde bulunmasının kalıcı faydaları olup olmadığı da bir meçhul durum arz ediyor. Her iki Dışişleri Bakanı''nın çok ince siyaset sergiledikleri farkediliyor. Bu arada, iki ülke halkları arasında karşılıklı iyi niyet girişimleri hatta dostlukların pekiştirilmesi serüveni de sürüyor. En önemlisi, askerlerin umut ve güven veren tutumları ve girişimleri. Ne var ki, her iki tarafta da, zaman zaman siyasilerin ve askerlerin görüş ve davranışları arasında çelişkiler çıkıyor. Nitekim, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, dün düzenlediği basın toplantısında, bu durumu açık bir şekilde dile getirerek, siyasetçilerle birlikte askerlerin de çalışmasının gereği üzerinde durdu.
Haklı bir uyarı Org. Kıvrıkoğlu''nun isteği aslında haklı bir uyarıya dönüşüyor. Ancak bu yeni yaklaşımın, Yunanistan tarafından da benimsenmesi lâzım. Yıllar yılı, siyasetçilerin Türk-Yunan ilişkilerinde kalıcı netice elde edemedikleri bir gerçek olduğuna göre, askerlerin de katılacağı karma müzakerelerin daha yararlı olması bekleniyor.

