Vefa, belki de, insanoğlunun en önemli hasletlerinden
biri. Daha doğrusu, başlı başına bir değer ölçüsü... Bir ödül, bir hakkın teslimi... Gerçi, vefa ile bî-vefa arasında sadece iki harf farkı görünüyor.. Ancak o iki harflik değişim, insanı ölmeden adetâ gömebiliyor... Aslında, Türk milletinin üstün vasıflarından biri de, vefalı oluşu..
İşin acı tarafı Kolay kolay iyiliği, hizmeti ve başarıyı unutmayan halkımız, çeşitli vesilelerle bunu değerlendirmesini biliyor. Bu üstün haslet ötedenberi bilinir. Ne var ki, vefa, günümüzde artık raflara kaldırılmış bulunuyor. İşin acı tarafı, bî-vefa olmak, normalmiş gibi kabul ediliyor. Günlük olaylarda, ne kadar densiz bî-vefa davranışlar sergilendiğini işitiyoruz, görüyoruz ve yaşıyoruz. Neredeyse, bî-vefa olmak meziyet sayılıyor.
Trajik durumlar Bir bakıyorsunuz, hayat hikayesini kaleme alıp, en büyük gazetelerde yayınladığınız bir "muhterem"in hafızası sizi unutuvermiş. Bir bakıyorsunuz, canciğer bir arkadaşınız, büründüğü yeni kisvesi veya kimliği yüzünden, sizi görmezlikten geliveriyor. Her insanın yaşadığı, yüzlerce vefasızlık, hayatı "zindan" ediyor. Milli haltercimiz Naim Süleymanoğlu''nun düştüğü duruma gelince, daha da trajik halle karşılaşıyoruz. Her şeyden önce, Naim''in pazar sabahını bize zehir ettiğini belirtmeliyiz. Ancak, bir adım fazlası gerçekten de vefasızlığı aşarak nankörlüğe uzanır. O Naim ki, bize kaç kez dünya ve olimpiyat birincilikleri kazandırdı. Altın madalyasını okşarken, şanlı bayrağımız çekildi, Milli Marşımız çalındı, söylendi. O Naim ki, "cep herkülü" ünvanı ile Türk''ün gücünü bütün dünyaya kaç kez kanıtladı. O Naim ki, halteri bıraktığını resmen ilan etmesine rağmen, sırf "dört defa olimpiyat şampiyonu" ünvanını da Türkiye''ye kazandırmak için yeniden ezici kiloların altına girdi.
Samaranch''ın ısrarı Biraz da Olimpiyat Komitesi Başkanı Samaranch''ın ısrarlarına dayanamayarak Sydney''e giden Naim, eğer başarabilseydi, kırılması çok güç bir rekorun altına imzasını atacaktı. ABD''li atletler Carl Lewis, Al Erter, Danimarkalı yelkenci Elvström ve İngiliz kürekçi Redgrave''den sonra dördüncü kez olimpiyat birincisi ünvanı için, elde ettiği süper şöhretini bile riske ederek, milli mayoyu giyen Naim Süleymanoğlu''na asla vefasızlık yapmayalım.
O bir simge Son başarısızlığına rağmen Naim Süleymanoğlu, Türk sporunun bir simgesi olarak hafızalarda kalmalı. Nitekim, Naim''e "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" verilmesi bunu gösteriyor. Aramızdan çıkan, çoğu vefasızlara rağmen, Türk Milleti, ne kadar kadirşinas olduğunu bir kez daha kanıtlama fırsatını yakalamıştır sanırız.

