Kaydet
a- | +A

Bu satırlar; Milli Futbol Takımı''mızın Belçika ile yaptığı maçtan çok saatler önce yazıldı. Herşeyden önce, alacağımız sonucu sindirmemizin gereği üzerinde durmak istiyoruz. Eğer galip gelebilirsek, lütfen "ayranımız kabarmasın", kendimizi dev aynasında görmeyelim. Tabii ki, sevincimiz sonsuz olmalı hatta, zaferi milletçe kutlayalım. Fakat, işi tadında bırakarak, milli futbolcularımızı daha da stres altında tutmayalım. Allah korusun, yenilirsek de, kıyametleri koparmayalım. Sportif bir müsabakanın sonunda sevinen de olur, üzülen de... Biz kendimizi üzülenlerden sayalım. Sonra, futbol takımımızın Avrupa Futbol Şampiyonası''ndan elenmesi dünyanın da sonu değil. Üstelik, bu şampiyonada ilkleri de başarmadık mı? İlk gol, ilk beraberlik azımsanacak gelişme mi? Bakınız, koskoca Almanya''nın feci durumuna... Fakat, adamlar istiflerini dahi bozmuyorlar. Zaten, şampiyonaya katılan ülkelerin çoğu elenmek durumunda değil mi?

Başarı katılabilmekte Aslında bu tür müsabakalardan, en büyük başarı katılabilmekle ölçülmeli. Bir zamanlar Eurovision Şarkı Yarışması''nda da, milli bir tavır takınıyorduk. Sonra, başarısız ola ola, müsabakanın kulvarına yerleştik ve şimdi normal bir seyir içinde, her yıl daha başarılı olmaya çalışıyoruz. Ne müzisyenleri, ne sanatçıları artık eleştiri yağmuruna tutmuyoruz. Bir Avrupa süreci yaşanıyor.. Futbol ve diğer kulvarlarda da, önemli olan katılmak ve her seferinde dersler alarak sonuca ulaşmak olmalı. Yine, futbola dönersek, evet gerçekten de, her sonucu "normal" karşılamamız gerekiyor. Bir yerde, Milli Takımımızın çeyrek finale kalmasından daha tabii bir şey de olamaz. Çünkü, bir futbol takımımız koskoca UEFA Kupası''nı kazanabiliyor.

Yarına bakmak Dileriz ki, Belçika''ya karşı galip gelir ve çeyrek finale kalırız. Hatta, hedefimiz yarı ve sonra da finali oynamak olur. Ama, illâ çeyrek finale kalmalıydık veya yarı final, final kaçtı diye hayıflanmayalım. Her şeye nokta koymayalım. O zaman hedefsiz ve amaçsız kalırız. En önemlisi geceyi unutup yarına bakmak olmalı. İnanınız ki, maç öncesi hiç karamsar değiliz. Ancak, olabilecekleri irdelerken, içine düşülebilecek tuzaklar gözümüzün önüne geliyor. Bir galibiyet halinde, olsun varsın, tam sayfalarla zaferi kutlayalım. Bir mağlubiyet tecellisinde de, karaları bağlamayalım. Milli maçı, milli dava haline getirmeyelim. Yoksa, ömrümüz boyunca, zaferlere kilitlenir, yenilgiler karşısında dehşete düşüveririz. Yine de sevinmek, bu çetrefilli günlerde ay-yıldızlı formanın coşkusunu yaşamak ne güzel olacak...