Kaydet
a- | +A

Bu pazar da, sizleri sıcak gündemden kopararak, "Kahve mırra" içmeye davet ediyoruz. Biraz da, Fırat''ın haşin suları altında kalacak Zeugma''yı hatırlayarak, lütfen ekonomiden, siyasetten bir nebze uzaklaşarak acı da olsa kahvemizi yudumlayalım. Ne de olsa, "bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırı var"mış... Belki çoğunuz bilir ama, yine de "Kahve mırra"nın ne olduğu üzerinde durmak istiyoruz. Her şeyden önce "Kahve mırra"nın Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin yöresinde, daima baştacı edilen hatırlı konuklara ikram edilen "acı kahve" olduğunu hatırlatmalıyız. Aslında, "Kahve mırra" Ortadoğu da egemen bir "ağırlama" aracı... Teşbihte hata olmasa, "Kahve mırra" dünyaca ünlü ''expresso''yu andırıyor.

Kahve acı, sohbeti tatlı Kulakları çınlasın, hemşehrimiz Abdülkadir Güler''in, özenle hazırlayıp, yararlanmamız için gönderdiği notlardan daha gerçekçi bir şekilde öğreniyoruz ki, "Kahve mırra"nın yapımı, ikramı, içimi kadar birçok usülü içeriyor. Bir defa, "Kahve mırra"nın düğün ve cenaze törenlerinde de ikram edilebilmesi, töredeki etkinliğini gösteriyor.

Zaten kahve, ne kadar acı ise, sohbeti de o kadar tatlı oluyor. Gerçekten de, uzun bir süre önce, ünlü Kasri Kanco''da iki aşiret arasında yapılan barış yemeğinin sonunda, ikram edilen "Kahve mırra"nın etkinliğine bizzat tanık olmuştuk. Zahmetli yapımını bir kenara bırakacak olursak, "Kahve mırra"nın nasıl içildiğinin üzerinde, ayrıntılı bir şekilde durmak istiyoruz. Çünkü, gelenek ve göreneklerin bir yerde törelerin "Kahve mırra"nın ikram ve içiminde, nasıl sergilendiğini görebiliyoruz.

Mırranın tiryakileri "Kahve mırra"nın tiryakileri bilirler ki, gerek ikram gerek içim sırasında mutlaka adetlere uyulmalı ve kesinlikle hata yapılmamalı. Şimdi, Güler''in notlarından ikram, içim ve sonrasını aktaralım: Mırranın içilmesi şekerli kahvelere hiç benzememekte, onun da yapılışı gibi apayrı bir içme özelliği var... Kahve gibi yavaş yavaş içilirse çabucak soğur ve de mırranın tadı kaçar. Birden içilirse damağı yakar, ikram eden şahıs ise bunu bir tabak içinde birkaç fincanla birden getirip dağıtmaz. İkram eden şahıs elinde hem kahve fincanı ve hem de kahve ibriğini bulundurur. Sağ elinde ibrik, sol elinde ise fincanlar bulunur, özel şekilde yapılmış iki adet fincan olur... Kahve dağıtacak kişini boynunda veya cebinde fincanları silecek temiz mendiller bulunur... Mırra orada bulunan mevcut şahıslara büyükten küçüğe doğru ikram edilir, adam başına iki kez verilir, böylece biri içtikten sonra sıra ile tüm odadakilere vermeye devam edilir... Mırranın fincanları ters çevrilmiş kesik konilere benzemekte. Fincanın içine aşağı yukarı bir iki santimetre küplük kahve konulur ve bunu alan da bir iki yudumda içer.

İçerken de kahve fincanı kendi ekseni etrafında 45 derece döndürülerek içilir ve çoğu kez arkasından sigara yakılır.

Fincan yere bırakılmaz Kahveyi içen fincanını hemen yere bırakamaz, bıraktığı takdirde yerli halk gelenek ve göreneğine göre bir cezaya çarptırılır. Örneğin; ev sahibine bir koç, bir tay, birkaç kilo kahve alınır ve de cezasını ödemiş olur. Acı kahveyi herkes veremez, bayağı şekerli kahve gibi veya çay gibi herkes sunamaz... Bunun böyle olmasında önemli adetler ve bağlılıklar var, her aşiretin, her köyün bir iki ileri geleni ağa veya makul şahısları olur.

İşte acı kahve bunlar tarafından yaz ve kış olarak geceli, gündüzlü devamlı verilir, köy yerinde bunun özel olarak yapılmış mangal, maşa, kürek, mutbak, boy boy ibrikler ve çinkodan yapılmış nakışlı nakışlı güğümler ve cezveler bulunur... Diyelim ki daha önce kahve vermeyen bir aile çocuğu hali, vakti yerinde olduktan sonra mırra ikrâm isterse usulüne uygun olarak komşu yörenin tüm ileri gelen aşiret reislerini evine davet eder, büyük bir yemek şöleni verir ve müsaade ister, şayet gelenler izin verirlerse acı kahve sunabilir...

Ama devamlı ve gelenek ve çevrenin törelerine uymak şartı ile...

Zeugma ve mırra İşte böyle. Fırat''ın suları, antik kent Zeugma''yı yutmaya çalışırken, "Kahve mırra"nın öyküsü kısaca bu... Zeugma''nın ayrıntılı hikayesini de yarından itibaren gazetemizde hep birlikte okuyalım... Önemli olan, Zeugma''da oluşan yeni durumu kavrayabilmek ve sivil gönüllü girişimi, hiçbir duyguya kapılmadan kabullenebilmekten öte değil. Birleştirilmiş uygarlıkların beşiğinde, daha neler neler insanı derin düşüncelere ve hülyalara çekmiyor ki... Keşke, sıcak gündemlerden uzaklaşıp, sadece Zeugma''nın hiç olmasa sanat eserlerinden bahsederek "Kahve mırra"mızı usulünce yudumlayabilsek...