Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
O gençliğin o girdaptan çıkarılması gerek!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Taklitçilik ve olumsuz alışkanlıklar sosyolojimizi tehdit ediyor.

Türkiye'de gençliğin, kültürel kimliğinden uzaklaşması ve taklitçi eğilimleri pik yapmış durumda. Türk gençliğinin geldiği nokta geleceğimiz adına gerçekten de kaygı verici.

Peki artık zıvanadan çıkan bu içki tüketimi ve yasaklı madde kullanımı gibi menfi alışkanlıklarda görülen ciddi artışın farkında olmayan var mı? Batı kültürüne özenerek kendi köklerini unutan, alkol ve uyuşturucu gibi yıkıcı alışkanlıkların pençesine düşen genç sayısında çok ciddi bir artış olduğunu istatiksel veriler söylüyor. Lakin bu durum, toplumsal yapıyı da tehdit ediyor ve acil müdahale gerektiriyor.

Küreselleşme ve özellikle sosyal medya içerikleri gençleri yabancı hayat tarzlarına maruz bırakıyor. Instagram, TikTok gibi pek çok dijital platform, lüks tüketim alışkanlıkları, hızlı eğlence ve bireysel özgürlüğü yücelten içerikler sunarak toplumların bunları kısa zaman içinde kanıksamasına yol açtı.

Türk gençliği Hollywood filmlerindeki parti sahnelerini veya Avrupa'daki festival kültürünü gerçek sanma sanrısıyla, kendi geleneksel değerlerini ve millî kültürünü terk etme, aşağılama aksiyonu içinde günbegün irtifa kaybetti ne yazık ki.

Bu aşınmışlık hiç kuşkusuz öz güven eksikliğinden kaynaklanıyor! Gençler, "modern" görünmek adına millî köklerini inkâr etme yarışı içinde. Bu kopuşun en somut yansıması, içki tüketiminde. Türkiye'de gençler arasında alkol kullanımı alarm verici düzeye ulaşmış durumda. TÜİK verilerine göre, 15-24 yaş grubunda alkol tüketimi son 10 yılda %30 arttı. Bu alarm düzeyi değil midir?!.

Dolayısıyla bu gösterge hazin bir taklitçiliğin sonucudur. Batı'da "sosyal içki" olarak görülen alkol, Türkiye'de gençler tarafından "özgürlük" simgesi hâline geliyor. Üniversite partilerinde, barlarda görülen manzaralar gelinen noktayı bize net bir şekilde anlatıyor aslında.

Bir genç, cuma akşamı arkadaşlarıyla alkol almayı "eğlence" ve dahi marifet sanıyor, ancak bu eğreti alışkanlık berbat bir bağımlılığa dönüşüyor. Daha da vahim olanı, yabancı ve yasaklı madde kullanımı gençler arasında hızla yayılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün istatistikleri, son yıllarda uyuşturucu kullanımının gençlerde %40 yükseldiğini gösteriyor. Bu, taklitçiliğin ve yozlaşmanın zirvesidir!

Gençler, rap müzik videolarındaki "uyuşturucu kültürü"ne özeniyor. Amerikan hip-hop sanatçılarının şarkılarında övülen maddeler, Türkiye'deki sokaklarda gerçek oluyor. Aileler, çocuklarının değişen davranışlarını fark etmiyor bile! Çünkü aile kurumumuz da alarm veriyor! Ve bu maddeler, beyin gelişimini bozuyor, suç oranlarını artırıyor ve gençlerimizi toplumsal hayatın dışına atıyor.

Ailenin çocuklarına gerekli eğitimi verme noktasında olmaması, geleneksel ve sosyal medyanın ve toplumsal sosyolojinin bunu desteklememesi gençliğin korunaksız kalmasına zemin hazırlıyor. Batı odaklı sinema ve dizilerin kültürel dinamiklerden uzak içerikleri sadece gençliği değil bütün sosyolojiyi tehdit ediyor. Medya, yabancı içerikleri pompalıyor, yerli dizilerde bile alkol ve madde kullanımı normalize ediliyor.

Gençler, kendi kimliklerini bulmak yerine, hazır modelleri kopyalıyor. Sonuçlar, gelmekte olan felaketi haber veriyor. Toplumsal çöküşün ayak sesleri duyuluyor ve asıl duyması gerekenler bunu duymuyor! Alkol ve madde bağımlısı gençler, üretken olamıyor; suç ve şiddet artıyor. Buna paralel olarak bu gençlerle ilgili olarak da aile bağları kopuyor, boşanmalar yükseliyor.

Millî kimliğimiz, sosyolojik yaşantımız ağır bir erozyona uğramış durumda.

Peki ne yapmak lazım?

Her şeyden önce bir toplumsal eğitim reformuna ihtiyaç var. Ülkenin bütün özel ve tüzel medyası kültürel farkındalık, ahlak, fazilet, edep, irfan, temiz ve sağlıklı hayat konularında bilinçli yayınlar ve içerikler üretmeli ve geniş halk kitlelerinin bilinç düzeyi yükseltilmelidir.

Devlet, aileler ile iletişim kurmalı, sorunlu gençler yakın takibe alınmalı, işsiz ve aşsız olanlara yardım eli uzatılmalıdır. Gençlerdeki öğrenilmiş yalnızlık, çaresizlik ve kimsesizlik duygusuna neşter vurulmalıdır. Ayrıca sosyal medya regülasyonu getirilmeli, zararlı içerikler filtrelenmeli ve gençlik üzerinde oynanan her türlü oyun bertaraf edilmelidir. Ayrıca spor ve sanat etkinlikleri teşvik edilmeli, gençlerin enerjileri olumlu yönlere kanalize edilip geleceğe yönelik perspektiflerine danışmanlık hizmeti verilmelidir. Hükûmet, bağımlılıkla mücadele kampanyalarını artırmalı, aile manen desteklenmeli ve süreç yakından takip edilmelidir.

Hasılı, gençlerin köklerine dönmeleri düne göre daha zor ve çetrefildir. Millî bekamız için bu gençleri kazanmak zorundayız. Emin olunuz azımsanmayacak bir gençlik kitlesi bu girdapta boğulmak üzere. Bu girdap gittikçe büyüyor ve büyüdükçe o gençlik kitlesini dibe çekiyor. Bu gençlik bizim çocuklarımız ve bu çocuklara el uzatacak olan da bizleriz.

Çok geç olmadan bu büyük soruna el atmak zorundayız.

Milletimizin bekası için bu tarihi ve millî bir sorumluluktur.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR