2000''lerde Avrupa''nın nereye yöneleceğini belirlemek için herhalde en doğru yol, Avrupa''nın geçen asırda yaşadıklarına bakmak olacaktır. Birinci Dünya Harbi''ne kadar gitmeye gerek yok, Avrupa, son altmış, yetmiş sene içinde, Nazizm ve Komünizm gibi iki büyük kâbus yaşadı. Savaş sonrası girişilen tüm çabalar ve kurulan örgütler, bir yandan, geçmişin bıraktığı derin yara izlerini kapamaya ve diğer taraftan da, olabilecek her türlü tehdidi kaynağında önlemeye odaklandı. Nazizmden sonra, geç de olsa, komünizm de nihayet dize getirildi. Kara bulutlar tedricen dağıldı ve güneş Dünyada her yeri ısıtmaya başladı. Bugünlere gelebilmek için, Amerika''nın desteğinde Avrupa, çok büyük çabalar safretti ve sonuçlar aldı. NATO ile, önce, güvenlik teminata alındı. Bununla, nisbeten eş zamanlı olarak, ekonomiye el atıldı. İşe, insanların refahından ve özgürlüğünden başlandı. Gümrük birliği ile atılan adımları, zamanla daha entegre politikalar izledi. Sonunda, para birliğine kadar gelindi. Hedeflenen refah, hem çok yükseldi ve hem de yayıldı. Böylece Avrupa, ilk aşamada, elli altmış yıllık kazanımlarını nasıl konsolide edebilir, bunu düşünmeye başladı. Kazanımları yer yer tehdit etme istidadı gösteren olayların üstüne gitmek kaçınılmazdı. Üç yıllık gecikme ile de olsa, Bosna''da bunun örneği verildi. Kosova''da daha süratle davranıldı. Daha da ilerisi hesaplanmaya başlandı. Avrupa, güvenlikte de kendine yeter olmalıydı. Güvenlik ve Savunma kimliği düşüncesi böyle kuvveden fiile çıktı. Kazanımları korumak için, Avrupa''nın tarifinde bile değişikliğe gidildi. Öyle bir Avrupa olmalıydı ki, bir yerinde bırakılan boşluk veya boşluklar barışı, istikrarı, güvenliği ve refahı tehdit edecek şekilde kontrolden çıkmamalıydı. Kosova''dan sonra, Arnavutluk, Makedonya, Romanya ve Bulgaristan ve hatta ileride Sırbistan bile şemsiyenin altına alınmalıydı.
İşte bu konjonktür, bu hava, bize de güldü ve kırk yıldan bu yana direnen Avrupa, kendi geleceği için, çar naçar bizi de adaylığa kabul etmek zorunda kaldı. Romanya ve Bulgaristan''ı bile gözeten Avrupa, bizi dışarıda tutmayı göze alamadı. Hele, kurmak istediği Avrupa ordusunda Türkiye''siz fazla bir şey yapamayacağını iyice idrak etti.
Avrupa''da, katı bir realizm ve hesap, kitap esastır. Bu unutulmamalıdır. Yani genişleyen Avrupa''nın her yeri ve yanı aynı olmayacaktır. Para birliğini başlatan on birler, elbette ilk halkayı teşkil ediyorlar. Bunu, ilk aşamada birliğe giremeyen, ancak hazırlanan dörtler, ikinci halka olarak takip edecektir. Üçüncü halkayı, adaylıktan üyelik müzakerelerine başlayanlar oluşturacak ve yeni adaylar da şimdilik dördüncü halkada yer alacaklardır. Ancak halkaları atlamada herhangi bir engel yoktur. Hazırlığını yapan, kendini kanıtlayan istediği yere gelecektir. Bu bakımdan, biz kendimize şimdiden 2004 gibi bir takvim belirlememiz ve kendimizi sınırlamamız doğru değildir. Biz, arada kaybolan 36 seneyi süratle kapatmak durumundayız. Daha hızlı hareket etmek zorundayız. Yeni adaylardan çoğunun böyle bir mazisi ve böyle bir müktesebatı yoktur.

