Fırsatları kollama ve değerlendirme olarak tanımlanan diplomasi oyununu, yöneticilerimiz, bu defa, büyük bir ustalıkla oynadılar ve denilebilir ki, AGİT sahnesine, tümüyle hakim oldular. Başta, icranın başı olmayı en geniş biçimde yorumlayan Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, Dışişlerimizin ve Hükûmetin hakkını teslim etmek lazım.
6500 kişilik bir üst topluluğu ağırlamak, birçok etapları olan karmaşık bir konferansı düzenlemek ve arızasız yönetimini manipüle etmek gibi, müstesna bir organizasyon yanında, esas, Konferansı değerlendirmek bakımından, Türkiye adeta, bir virtiözdü.
Bakü-Ceyhan petrol ve gaz boru hatları anlaşmaları, AGİT zirve ortamına denk getirilerek imzalandı. Türkiye''nin siyasi ve iktisadi tarihinde yepyeni bir sahife açıldı. Cumhuriyeti kuranlar ve onların takipçileri, sanayide, kara ve demiryollarında, enerji ve barajlarda, GAP''ta, bu ülkedeki kilometre taşlarını nasıl ördülerse, şimdiki yöneticilerimiz de, bunlara, milli sınırları aşan, bölgesel ve sonuçları itibariyle, hatta evrensel boyutlar katmış oldular. Şimdilik, yeterli petrol yokmuş, yüksek maliyeti karşılamak için kredi bulmak zormuş; bunlar, bir milletin ömrü hayatı içinde önemsiz sayılacak birkaç sene içine sığdırılacak şeylerdir. Önemli olan Orta Asya''yı, yılların Rus kıskacından kurtarabilmek, bu ülkelerin siyasi ve iktisadi bağımsızlıklarını tahkim edebilmek ve kaynaklarını Türkiye gibi, kendilerine yakından da öte bir ülke üzerinden, güçlü Batı pazarlarına taşıyabilmek ve Türkiye''yi merkez bir ülke haline dönüştürmektir.
Anlaşmaların imzalanmış olması, önemli mesajlara da vesile teşkil etmiştir. Türkiye''nin Orta Asya politikası, duygusallıktan, akraba ilişkileri olmaktan kurtulup, ekonomileri ve nesilleri biribirine bağlayan somut eylem ve projelere dönüşmüştür. Doğuda İran ve batıda Yunanistan, Türkiye dosyasına artık farklı bir gözle bakmaya başlamışlardır. Hele Avrupa Birliği, Brüksel''deki karargahında "yeni Türkiye faktörü" adı altında bir çalışmayı mutlaka başlatmıştır.
Bu fırsat nasıl yakalandı? Biraz da bunun üzerinde düşünürsek, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Amerika, ekonomik ve siyasi bakımdan, sonunda dize getirdiği Rusya''yı, artık tehlikeli olamayacağı bazı sınırlar içinde tutmak için, birçok cephede yolunu kesmeye bakıyor. Önce, bütün gürültülere rağmen, NATO genişletildi, araya tampon kondu ve Batının sınırları, genişten güvenceye alındı. Şimdi sıra Avrasya''ya geldi. Orta Asya''ya el atıldı. Rusya kendi içindeki boğuşmadan, arka bahçem dediği Orta Asya''ya artık söz geçiremiyor. Bu ülkeler de, dünya ile bütünleşme yolunda, petrolünü ve gazını değerlendirmek için Rusya''yı ilanihaye beklemeye tahammülleri, haklı olarak yok. İran, halihazır norm dışı rejimiyle, kimseye güven veremiyor. İnisiyatifi ele almak için, Amerika açısından bütün koşullar hazır. İşte yapılan budur. Bizim becerimiz ise, Amerika''nın bölgedeki global çıkarlarıyle, kendi çıkarlarımızın örtüştüğünü görmek ve bundan ustaca yararlanmak olmuştur. Daha nice yeni ufuklara dileğiyle.

