Yerli ve yabancı basında, deprem münasebetiyle, dış dünyanın ve özellikle Yunanistan''ın, Türkiye''ye çok ilgi gösterdiği ve bunun, ilişkilere ananevi olarak, hakim olan husûmeti ortadan kaldıracak ilk işaretler olabileceği yolunda yorumlar yapılmaktadır.
Yunanistan dahil, bu altından kalkılmayacak olağanüstü koşullarda, çok veya az, yardıma gelen veya teklif eden her ülkeye, şahıs ve kurumlara elbette, müteşekkiriz. Bu, aslında, başlıca iki önemli gerçeği ortaya koyuyor. Birincisi, felaketin derinlik ve kapsamının, her türlü tahmin ve tarifin ötesinde olduğu, ikincisi de, uluslararası dayanışmanın, giderek insancıl boyut kazanması, ülkelerin ve halkların, olabilen ön yargılarının önüne geçmeleridir. Yunanistan, bu yolda, bir misal oluşturmuş oluyor.
Yunanistan''la ilişkiler, ileride ne şekil alır? Bunu herhalde, en iyi yine Yunanistan bilir. Bizim, biraz acele ile iyimser yorumlar yapmamıza gerek yoktur. Zira, ilişkilerin bugünkü durumunun müsebbibi biz değiliz.
Uluslararası finans kuruluşlarına gelince, doğrusu ifade edilen hazırlık ve yaklaşımları iyiye yormamak mümkün değil. Her ne kadar Hükûmet, IMF''nin ve Dünya Bankası''nın, deprem nedeniyle yaptıkları yardım önerilerini, kendi ekonomi politikasının başarı kanıtı olarak göstermeyi arzu ediyorsa da, ki böyleyse, buna ancak sevinilir, kanımca, tahribatın giderilmesinin ve sonrası ekonomik ve sosyal rehabilitasyonun, ne iç ve ne de, bölük pörçük dış ikili yardımlarla, kısa süre içinde karşılanamayacak kadar büyük ve ciddi olması, Türkiye ekonomisinin geleceğiyle ilgilenen bu kuruluşları, belirgin endişeye sevketmiştir. Böylesine felaketler her ülkenin başına geliyor ve gelebilir. Her ülke, uluslararası yardıma başvuruyor. Bunu, kimse, gereksiz bir gurur meselesi yapmıyor.
Kanımca, uluslararası finans kuruluşları ve bu kuruluşların karar organlarında nazım mevkide bulunan Amerika, Türkiye''nin kanamakta olan acil yarasının sarılması yanında, ekonomisinin giderek, uluslararası camiaya, ezcümle Avrupa Birliği''ne, daha fazla gecikmeksizin, entegre edilmesi gerektiğini, herhalde, idrak etmişlerdir. Uluslararası medyanın, günlerdir manşetinden inmeyen deprem, gözleri açmış ve ilgili çevreleri, daha derin düşünmeye sevketmiş olsa gerek.
Eski Doğu Bloku ülkelerinin arkasında, kuyrukta beklemesine bile evet demekte tereddüt gösteren Batı''nın, Türkiye''nin, böyle bir muameleye müstahak olmadığını bilmesi gerekir. Avrupalılık, Batılılık, Türkiye Cumhuriyeti''nin, vazgeçmeyi düşünemeyeceği karakteri olduğu için, olumsuzluklar karşısında, olur olmaz tepki göstermiyor.
Şayet, Yunanistan da, son jestleriyle ortaya koymaya çalıştığı üzere, Türkiye ile ilanihaye düşmanlığı, kendisi için, çıkar yol olmadığını idrak etmiş bulunuyorsa ve Avrupa Birliği''nin, diğer ileri gelen üyeleri de, gerçekten, Yunanistan''ın arkasına saklanma kolaycılığını artık bir tarafa bırakmayı öngörüyorlarsa, deprem için yaptıkları yardımı, daha geniş düşünsünler ve Türkiye''nin Avrupa''daki hakkı olan yerini tez elden almasının yollarını açsınlar. Türk insanı ve ekonomisi Avrupa''ya entegre olabildiği ölçüde, Allah saklasın, benzeri şoklara karşı daha muhkem durabilecektir.

