Bazı konular vardır ki, bunlar üzerinde uzun uzadıya durup, geniş tahliller yapmaya gerek yoktur. Ülke şart ve gerçekleri açısından söylenecek şeyler bellidir. Bunlardan bir ikisini aşağıda sunuyorum:
KÜRTÇE EĞİTİM, RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI Bazı değerli ve deneyimli yazarlar, ta Lazon Antlaşmasına kadar gerilere giderek, Kürtçenin de, eğitim, radyo ve televizyon yayın dili olarak kabul edilmesini öğütlemektedirler. Gerekçeleri, PKK''nın sözde barışçı bir yola girdiği ve buna, aynı ölçüde olumlu cevap verilmediği takdirde, Batı''nın, bize son günlerde aralar gibi olduğu kapının yine kapanacağıdır. Ne denir? Şayet Batı, PKK''nın, sözde kültürel haklarına saygı gösterilmediği, ezcümle, Kürtçenin eğitim ve yayın dili olarak kullanılmasına müsaade edilmediği için, Türkiye''nin birlik ve bütünlüğüne karşı isyan ettiği uydurma tezine, görünürde inanıyorsa, bu ülkenin dokusunun bir parçası olan bizler de bu masala inanacak mıyız? Mesele bu kadar basite indirgenebilir mi? 30.000 insan bunun için mi öldü? PKK''nın neyin peşinde olduğunu, hâlâ Batı''dan mı öğreneceğiz? PKK ile mücadele, bir var olup olmama mücadelesidir ve bir bütündür. Bu bütünün içinde, askeri önlemler, savaş kadar, PKK''nın, dolaylı yollarla girmeye çalıştığı, Kürtçe eğitim ve yayın gibi gediklerin sıkı sıkıya kapatılması da, aynı derecede önemli ve hayatidir. Batı, herhalde, Türkiye''den kendisini savunmaktan feragat etmesini bekleyecek kadar saf dil olamaz.
KIBRIS VE DEPREM Kıbrıs konusunda, son defa, G-8''lerin ilke kararları doğrultusunda, Amerika''nın bazı inisiyatifler alma hazırlığı içinde olduğu anlaşılıyor. Amerika''nın benzeri girişimleri, geçmişte de çok tekrarladığını hatırlıyoruz. Bunlardan hiçbir şey çıkmamıştı. Ancak bu defa, Türkiye''nin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanılması gibi, yakıştırılmayacak, temenni edilmeyecek bazı temayüller var. Türkiye Başbakanı 26 Eylül''de Amerika''ya gidiyor. Gündemin ağırlığını herhalde, depremden ötürü uğranılan büyük tahribatın giderilmesinde, Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası kuruluşların, süratle ve ihtiyaç duyulan düzeyde maddi katkı sağlamaları ve bunu teminen, Amerika''nın bu kuruluşlar nezdinde müessir olması teşkil edecektir. Kıbrıs konusunda Amerika''nın, basında çıkmakta olduğu üzere, yeni bir plan ortaya atmakla, eline bir fırsat geçirmiş oluyor. Amerika''nın kullanabileceği ikinci fırsat da, Türkiye ile Yunanistan''ı biribirine, ortak felakette olduğu gibi, daha da yakınlaştırıp, AB yolundaki engelleri hafifletmek vaadi karşılığında, şu sırada, en azından, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin AB''ye kabulünü kolaylaştırmak olabilir. Sayın Başbakanı, bu bakımdan, Washington''da, alışılmışın dışında, ileri bir protokol karşılamasına mukabil, zor bir ikamet bekliyor.
DEVLET VE HÜKÜMET Devlet soyut bir kavram, buna karşılık, Hükümet, bilinen bir kurumdur. Ancak, hepsi Anayasa ve hukuk felsefesi uzmanı olmayan halkımız, çoğu ahvalde, Devletle Hükümeti müteradif kavramlar olarak kullanır. Son deprem felaketinde, Hükûmeti, zamanında, yanında göremeyen insanlarımız "Devlet nerede" diye haklı olarak feryat edince ve şikayetlerini sıralayınca, hemen cevap olarak, "Sakın Devleti karşınıza almayın, Devleti yıpratamazsınız" deyip, esas maksadı göz ardı ediyoruz. Geçmişte başka örneklerde de müşahede edilen bu yaklaşım, neticede, devletin ulviyetinden yola çıkarak, Hükûmetin ve icraatının etrafında koruyucu bir kalkan oluşturmak olmuyor mu?

