Kaydet
a- | +A

İlk nazarda, uluslararası önceliklerin Irak''ı unutturduğu zannedilir. Halbuki öyle değil. Bir yandan, Amerika''da yönetim ve diğer taraftan da, Güvenlik Konseyi''ndeki hesaplar, adeta Saddam''a çalışıyorlar gibi bir izlenim var.

Irak''ın, denetimcileri hudut harici etmesinden bu yana geçen 15 ay içinde herhangi bir teftiş yapılamadı. Irak''ın, sözde kontrol altında bulundurulması lazım gelen nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlanma programı ne durumdadır, bilen yok. Washington, daha çok, Kongredeki Cumhuriyetçilerin baskısıyle, sümme tedarik bir şeyler yapıyor kanaatini vermeye çalışıyor. Örneğin, Güvenlik Konseyi''nden, 1991 "Ateşkes" kararına uygun biçimde yeni bir denetim düzenlemesine gidilmesini birkaç kere denediği halde, Konseyde konsensüs sağlayamadı. Rusya ve Çin''in karşı koymaları yanında, Fransa''nın da, kendine göre, Irak''la ilgili ticari hesapları ağır basıyor.

Amerika, son defa, Iraklı yöneticileri savaş suçlusu ilan etmeyi ve tesadüfen seyahat halinde olabilecekleri Avrupa ülkelerinde yakalanmalarını da önerdi, ancak bu öneri de Avrupa''da pek makes bulmadı.

Amerika''da yönetimin üzerinde, şimdi yeni bir baskı var. Başkanlık seçimleri hazırlıkları başladı bile, aday Al Gore, Başkan Clinton''ın da desteğini alarak, Irak konusunda bir şeyler yapıp, Cumhuriyetçiler''in önünü almak istiyor. Yönetim, bu anlayışla, geçen hafta Iraklı muhalifleri New York''ta yeniden topladı. Hâlâ muhalifler arasında dayanışma, birlik ve beraberlik zaruretinden bahsediliyor. Dağınıklığın para ile, dolarla bile toparlanmasının kolay olmadığı anlaşılıyor. Bu arada Saddam da boş durmuyor. Muhalifleri bölmek için ne gerekirse yapıyor.

Bu tablo içinde Türkiyemiz nerede? Amerika, usul yerini bulsun diye, İncirlik''ten kalkan uçaklarla Kuzey Irak''ı bombalamaya devam ediyor. Yani, gerginlik, bizim açımızdan had safhada, ancak Amerika için, bunlar operasyon bile değil, gündelik rutin faaliyet.

Amerika yüklensin, kuvvetle Irak''ın işini bitirsin demiyoruz. Ancak, Amerika Irak''ı bir iç siyaset oyunu olarak görüyorsa, bizi neden alet ediyor, bunu sormak gerekmez mi?

ERMENİSTAN''DAKİ GELİŞMELER

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Haydar Aliyev''in, protokole bakmaksızın "bir millet, iki devlet"ten biri olan ülkemize sık gelmesinden doğal ne olabilir? Ancak bu defa, Ermenistan''daki son gelişmeler, insanı düşündürmüyor değil. Erivan''da, Başbakan''ın da dahil olduğu siyasilerin katledilmesi, basit bir terör mü, yoksa, izlenen politikaya karşı bir tepki mi, buna bakmak lazım. Şayet, Koçaryan ile Sayın Aliyev arasında başlatılan Dağlık Karabağ diyaloğu istenmiyorsa ve hatta bu yüzden Koçaryan''ın istifa edebileceğinden bahsediliyorsa, bunun Türkiye-Azerbaycan ve Türkiye-Rusya ilişkileri üzerinde önemli yansımaları olacağını düşünmemek mümkün değil. Öyle görünüyor ki, Ermenistan, Rusya''nın Kafkaslar''daki son dayanağı. Hele, Çeçenistan''ı da bitirirse, Rusya, Ermenistan''a daha çok vakit ayırabilecek denebilir. Bu durumda, Azeri kardeşlerimizle dayanışma daha çok önem kazanacaktır. Bu meyanda, "Mavi Akım" dosyasiyle Rusya''ya gidiyoruz. Rusya''da, son gelişmelerin ışığında, siyaset mi konuşacağız, yoksa ekonomi mi? İkisini de bir arada yürütebilirsek, ne âlâ.