7-8 Ekim 1999 tarihlerinde, Londra''da, Chatham House''da yapılan, uluslararası nitelikli, "NATO-Development in Partnership" konferansına katılmıştım.
Konferansta, esas itibariyle, NATO''nun, son defa, Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti''ni bünyesine kabul etmekle, genişlemesinin, endişe edildiği gibi, kesinlikle, Rusya''ya karşı bir hareket olmadığı mesajının verilmesine çalışılmıştır. Mamafih, bu vesile ile, özellikle Kosova''dan sonra, NATO''nun, konsepsiyon olarak geçirmekte olduğu evrimi ortaya koyan düşünceler de irdelenmiş ve bu meyanda, Türkiyemizin de konumu, yer yer ele alınmıştır.
Konferanstan çıkarabildiğim belli başlı sonuçlar şöyle olmuştur:
- Genişleme ile, NATO''da üye sayısı 19''a çıkmış ve İttifakın hudutları, Polonya vasıtasiyle, Rusya''ya dayanmıştır.
-
NATO''nun genişlemesine, rakip eski Varşova Paktı''nın lideri Rusya, başından itibaren karşı çıkmıştır. Ancak, denilebilir ki, Batı, Rusya''nın içinde bulunduğu iktisadi ve sosyal zorluklardan yararlanarak, yardım vaat ve güvencesiyle, genişlemeyi, Rusya''ya rağmen gerçekleştirmiştir.
-
Başlangıçta, Batı''nın Rusya''ya, zamanın lideri Gorbaçov''a verdiği söz, sadece Almanya''nın birleştirilmesiyle iktifa edileceği şeklinde olmakla beraber, sonradan buna genişleme de, bir nevi emri vaki halinde, ilave edilmiştir.
-
Genişleme ile her şeyden evvel, Rusya''nın Batı için bundan sonra tehdit oluşturulmasının önlenmesi, Rusya''nın, Avrupa''da, bir süper güçten çok, normal bir ülke mesabesine indirilmesi, Almanya''nın birleştirilmiş olarak güvence altına alınması, eski peyklerin (Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti,) Rusya''ya karşı korunma şemsiyesi altına alınması amaçlanmıştır.
-
Genişleme nedeniyle Rusya''nın duyduğu endişeleri izale için, daha sonraları, NATO bünyesinde bazı güven artırıcı önlemler alınmış, ezcümle, Rusya''yı da Avrupa güvenliği içine alabilmeyi hedefleyen, ancak tamamen istişari nitelikte, NATO ile Rusya arasında İstişare Konseyi kurulmuş, bunu, Rusya ile birlikte, Sovyetlerden ayrılan Orta Asya ve Karadeniz çevresi cumhuriyetlerinin de içinde yer aldığı, Barış İçin Ortaklık (BİO) gibi düzenlemeler takip etmiştir.
-
Rusya, Batı''dan yardım aldığı sürece, Genişleme ile ilgili sert çıkışlarını yumuşatmış, ama NATO ile de kayda değer bir işbirliği geliştirmemiştir.
-
NATO''nun Kosova''ya müdahalesi, Rusya ile NATO arasındaki esasen gergin olan ilişkilerde bardağı taşıran son damla olmuştur. Rusya, NATO ile ilişkilerini askıya almış, dondurmuştur. Kosova''da Priştine havaalanına zorla girerek, NATO ile açıktan karşı karşıya gelmiştir.
-
Bu sonuncu konferansı tertiplemekle, Amerika ve İngiltere, şöyle bir senaryo peşinde oldukları izlenimini vermişlerdir:
-
İttifaka yeni katılan ülkelerden, bakan düzeyinde yetkili kişileri konuşturarak, genişlemenin hiçbir şekilde Rusya aleyhine sonuçlar doğuracak şekilde uygulanmayacağı, ezcümle, yeni ülkelerin topraklarında NATO kuvvetleri bulundurmayacakları gibi, kendi öz kuvvetlerini de azaltacakları yönünde Rusya''ya güvence vermelerini sağlamak ve yeni katılımların, her şeyden evvel, Avrupa''da, Rusya''nın da bugünkü koşullarda büyük ihtiyaç duyduğu, güven ve istikrara daha çok hizmet edeceğini temin etmek,
-
Öte yandan, Amerika''nın artık Avrupa''yı, kendi ayaklarının üzerinde duracak şekilde, güvenlikte kendi başına bırakmak istediğini, bu anlayışla, Avrupa Birliği bünyesinde oluşturulmak istenen Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği projesine sıcak baktığı mesajını vererek, yine bir bakıma, Rusya''yı rahatlatmak ve Rusya''yı, NATO ile başlatılan istişari işbirliğine tekrar geri döndürmek, ayrıca,
-
NATO''nun artık, eskisi gibi soğuk savaş döneminin katı bekçisi ve Rusya''nın amansız rakibi olmak yerine, Avrupa''da ve Avrupa dışında genel güvenlik ve istikrarı tehdit eden ve tabiatiyle Rusya''yı da ilgilendiren uyuşmazlık konularının üzerine giden, bir nevi barış uygulayıcı (peace enforcing) örgüt haline dönüştüğü kanaatini vermek,
-
Ruslar, toplantıya akademisyen düzeyinde katıldılar ve Amerika ile İngiltere''nin ortaya koymak istedikleri ''tezgaha'' pek kanmadıkları izlenimini veren konuşmalar yaptılar. Ruslar özellikle, NATO''nun, insan hakları gerekçesini öne sürerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi''nden yetki almadan, Kosova''ya, egemen bir ülke olan Sırbistan''a, silahlı müdahalesini hiçbir zaman kabul edemeyeceklerini tekrarladılar. Tabii Ruslar da halen aynı şeyi Çeçenistan''da yapıyorlar. Bu da ayrı bir paradoks.
(Devam edecek)

