Dış politika, bir orkestrayı yönetmek gibidir. Bilen için kolay, bilmeyen için zordur.
Etrafa baktığımızda, ne kadar çok, değişik seslerle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Önce Doğu''dan, Kafkasya''dan başlarsak, Rus bombardımanı altında, Papa''dan yardım isteyecek kadar bunalan bir Çeçenistan var. Rusya''ya göre, ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden basit bir terörle karşı karşıya bulunulmaktadır. İşin aslı öyle mi? O pek belli değil. Çeçenler''le bundan önceki karşılaşmasında, askeri yöntemleri sonuna kadar kullanamayacağını idrak eden ve bu nedenle de, bir ara düzenlemesine razı olan Rusya''nın, bu defa, Dağıstan''ı da topun ağzında görerek, Kuzey Kafkasya''daki bendi, her ne pahasına olursa olsun tutmak istediği anlaşılıyor. Etraftan müdahaleler de, eskisi gibi değil. Bize gelince, bundan önceki gayri nizami bazı temasların Rusya üzerinde oluşturduğu olumsuz sonuçlar nedeniyle, bir iki siyasi partinin hamasi beyanları dışında, görünürde pek bir şey yapmıyoruz. Hele, Rusya''ya çok önemli ekonomik bir dosya ile gitmeye hazırlandığımız şu sırada, ihtiyattan da öte, suskunluk içindeyiz. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Haydar Aliyev geldi ve herhalde Ermenistan''daki son gelişmeler karşısında duyduğu endişeleri doğrudan anlattı ve en kötü ihtimalde de, kendilerine desteğimizin devam edeceği teminatını aradı. Halbuki, Azeri-Ermeni diyaloğu sonuç verseydi, bunun, hem Bakü-Ceyhan boru hattı ve hem de, içinde bulunduğu ağır iktisadi sıkıntılar nedeniyle, Türkiye''nin peşinden koşan Ermenistan''la ilişkilerimiz üzerinde müsbet tesirleri olacaktı. Ermenistan''da önemli ölçüde değişmesi beklenen yeni iktidar, aksine, yine arkasını Rusya''ya dayamayı tercih edecekse ve Karabağ''la birlikte, Azeri topraklarını elde tutmaya çalışacaksa, bu defa, Rusya ile iyice karşı karşıya geleceğiz. Biraz daha Doğu''ya, Orta Asya''ya baktığımızda, orada da nisbi sükunet var. Özbekistan, bize olmadık hırçınlıklar çıkarırken, Kazakistan, her zamanki gibi akıllı davranarak, şu sırada, sütre gerisinde kalmayı tercih ediyor. Bayrağı, şimdilerde, Türkmenistan taşıyor. Türkmen gazı varken Rusya ile "Mavi Akım" projesini ortaya çıkarmanın mantığını araştırıyor. Batıda Yunanistan, önümüzdeki Helsinki Zirvesinde Avrupa Birliği''ne adaylığımıza evet diyeceği şeklindeki elma şekerini gösterip, öncelikle Kıbrıs Rum Yönetimi''nin AB''de karşılaştığı engelleri aşmak istemektedir. Bizim için, AB''ye adaylık fırsatı bir daha ele geçer mi, bunu düşünüyoruz. Öte yandan, Kıbrıs''ta da taviz veremeyiz. Ne yapabiliriz? Olsa olsa, Rumlar''la ve Yunanlılar''la olan tüm acı tecrübelere rağmen, Kıbrıs''ta, ancak, ön koşulsuz ve eşitlik bazında, görüşmelere razı olabiliriz. Kuzey Irak karmakarışık. Sözde çekildiklerini söyleyen PKK''lıların oralarda yer tuttuklarını biliyoruz. Bu meyanda, Amerika, Saddam muhaliflerini organize ediyorum diye, Kürt hareketine bilerek, bilmeyerek destek veriyor. Saddam''la kozların paylaşılmasını geniş bir takvime bağladığı anlaşılan Amerika, İncirlik''ten Kuzey Irak''ı bombalamayı da ihmal etmediği gibi, bunu gündelik, rutin bir egzersiz haline getirmişe benziyor. Bunun bizim açımızdan oluşturduğu güvenlik riski bir yana, ambargonun devamının bize yakından yansıyan önemli çaptaki zararları da, işin cabası. Balkanlar''da yine Yunanistan işin kaymağını toplama peşinde. Kosova''da ne yaptığını gördüğümüz Yunanistan, halk arasında söylendiği gibi, "ortadan yiyen, kenarda gezen" misali, her yerde önümüzü kesmeye çalışıyor. Bizimle, eskiyi unutturup, geniş kapsamlı işbirliğinden yana olduğunu kanıtlamaya uğraşan Bulgaristan bile, NATO ve AB''ye giriş yolunda, Güney Doğu Avrupa''da, bizim elli yıldan bu yana yerine getirmekte olduğumuz hizmetlere talip. Bütün bu denklemlerin içinden nasıl çıkılacak derseniz, Dışişlerinin elini kolunu bağlamayalım, aksine, sorunların sadece siyasi değil, fakat ekonomik, güvenlik, sosyal ve kültürel boyutları da olduğunu hatırda tutarak, Dışişlerini, genişletilmiş görev ve yetkilerle teçhiz edelim derim. Orkestrayı daha iyi yönetmesine yardımcı olalım derim.

