Herkesin bildiği, devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki zirveler, önceden, en az, bakanlar düzeyinde hazırlanır, gündemi oluşturan konular kotarılmış olarak Devlet ve Hükümet Başkanlarına sunulur. Zirve ile, varılan mutabakat, Devlet Başkanlarının kaşesiyle taçlandırılır.
Saraybosna''da, nedense bu yerleşmiş uygulamaya itibar edilmedi. Alelacele toplanıldı ve sonuçta, alınan kararlar da, bazı iyi niyetli teklif ve temenniden öteye geçmedi.
Almanların öncülük ettikleri ve Amerika''nın da desteklediği Balkan İstikrar Paktı düşüncesi, şüphesiz ideal. Uyuşmazlık ve çatışmaların sonunun gelmediği Balkanlar, uzun vade içinde Avrupa''ya entegre edilecek, bölge ülkelerinin Avrupa Birliğine ve hatta NATO''ya alınabilmelerinin koşulları hazırlanacaktır.
Bu derece iddialı hedeflere yönelen Zirve, aslında, bölgede, yakın geçmişte ve günümüzde olup bitenleri ve değişmeyen yöresel bazı gerçekleri göz ardı etti. Şöyle ki, Dayton barış anlaşmasıyle, önce Bosna''da kurulmak istenen düzenin, hangi temel sebeplere dayalı olarak, beklenen sonuçlara hâlâ ulaşamamış olması değerlendirilmedi. Bosna''da, birbirleriyle asırlarca çatışagelmekte olan etnik unsurlar arasında, NATO ağırlıklı barış gücü sayesinde, tedricen uzlaşma sağlanabileceği, geçmişin unutulacağı, yaraların sarılarak, kısa sürede çok etnik unsurlu bir milletin, güneşle birlikte doğacağı zannedildi. Amerika, gerçekten, böylesine iyi niyete dayalı bir yöntemi, vaktiyle Somali''de de denediği ve adına siyasi jargonda, millet kurma (nation building) dediği bu yolu, sonuç alamadığı halde Bosna''da da denemek istedi. Şimdi, Saraybosna Zirvesiyle, aynı şey, Kosova ve çevresi ülkelerin oluşturduğu bölgede de tekrarlanmaktadır. Her şeyin başı, çoğunun Avrupa Birliğinin karşılayacağı, para zannediliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası, maddi manevi tahribatı ortadan kaldıran Marshal planı referans olarak gösteriliyor. Ancak, Marshal planının, her biri kendi içinde tam bir bütünlük arzeden ülkelerin, bunu, emsalsiz bir özveri göstererek, çalışarak değerlendirdikleri, buna rağmen, Balkanlarda siyasi hudutların fazla bir şey ifade etmediği, etnik bazdaki bölünmeler ve kökleri tarihlerinin derinliklerine inen karşılıklı güvensizlik ve intikam duygularının, bugünden yarına, dostluğa ve kardeşliğe dönüşemeyeceği dikkatten kaçırılıyor. Kaldı ki, ortadaki acil Kosova meselesi daha, gözle görülür bir biçimde, hâlâ yola koyulabilmiş değil. Birleşmiş milletlerin kurmak istediği geçici sivil yönetim çok yavaş ilerliyor. Bir yandan Ruslar, bölgeye, el çabukluğu marifet, habire kuvvet yığarken, diğer yandan Arnavutlar ve UÇK açısından, davulun kimin boynunda ve tokmağın kimin elinde olduğu henüz açıklığa kavuşmuş değil. Sırbistan''a ne muamele yapılacağı müttefikler arasında mesele. Ruslar, Sırplara sonuna kadar arka çıkmakta kararlı ve bu yüzden, ortak tebliğde Sırpları hedef alan ifadeler, metinden çıkarılıyor.
Bu koşullarda Zirve neden alelacele toplantıya çağrıldı bilinmez.

