Amerika''nın, Batı''da, San Fransisko''dan sonra, en güzel beldesi olan Seattle''da, geçtiğimiz hafta içinde neler oldu? Bizim medya bunu, hemen dünyanın her yerinde karşılaşılan, rutin sokak gösterileri gibi verdi. Türkiye, toplantıda, Bakan düzeyinde geniş katılımlı bir heyetle temsil edildiği halde, olup bitenlerin nedenleri üzerinde durmadı.
İkinci Dünya Harbi sonrası, yeni Dünyaya nizam vermek üzere kurulan bildiğimiz birçok kuruluş arasında yer alan ve Dünya ticaretinin liberalleştirilmesini hedefleyen GATT''ın yerine geçen Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Başkan Clinton dahil olmak üzere, üyesi 135 ülkeyi temsil eden binlerce delegenin katılımıyla Seattle''da yaptığı toplantıya iyi başlayamadı. Toplumların, neredeyse, her kesiminden göstericiler, Dünya Ticaret Örgütü''nün gündemindeki samimiyetsizliğin ipliğini pazara çıkardılar. Sonunda, Başkan Clinton bile, şiddet hariç, göstericileri anladığını itiraf etmek zorunda kaldı.
1947''de kurulan GATT, aradan geçen 40 yıl zarfında, daha çok, ticaret ve tarifeler üzerinde durdu, tarım ve hizmetler sektörüne, arada yapılan ve seneler süren birden çok raund''a rağmen, pek el atamadı. Temel hedef, ticareti, seyyanen liberalleştirmek olduğu halde, sanayileşmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülke ve ekonomiler arasındaki uçurum ve kamplaşma bir türlü giderilemedi. Bunun açık kanıtı, GYÜ olarak adlandırılan 77''ler grubunun bugüne kadar varlığını ve direnişini sürdürmek zorunda kalması oldu. Ham madde üreticisi gelişmekte olan ülkeler, sanayileşmiş ülkelerin fiyat ve tarife kartellerini kıramadılar ve üretmeye özendikleri tekstil ve giyim gibi mamulleri ise zengin ve güçlü pazarlara sürüp giden kotalar nedeniyle satamadılar. Siyasi nitelikli Doğu-Batı ayırımı yanında, ekonomik Kuzey-Güney ayırımı işte böyle teşekkül etti. GATT, Batı içinde de kutuplaşmaları engelleyemedi. Japonya ve belli bir nisbet dahilinde, Güney-Doğu Asya ülkeleri kapılarını kapatarak, örneğin Amerika''dan alış veriş yapmamanın yollarını aradılar. Zamanla, Amerika ile Japonya ve hatta Çin arasında, Amerika''nın aleyhine, önemli dengesizlikler ortaya çıktı. Amerika, birçok ahvalde olduğu gibi, siyasi kuvvetini (leverage) kullanarak, Japon, Güney-Doğu Asya ve Çin piyasalarının, kısmen de olsa, açılmalarını temin etti. Arada, Güney-Doğu Asya krizine sebep olan Amerika, şimdilerde, ekonomisini, son on yılların en iyi düzeyine çıkarmaya muvaffak oldu. Batı Avrupa, Avrupa Birliği, tarımda, her şeye rağmen korumacılığını sürdürmekle beraber, Dünya ticaretine hakim olmakta, Amerika''yı izledi. Gün geldi, gelişmekte olan ülkelere, bölük börtük yapılmakta olan yardımların faiz ve geri ödemeleri, bu defa tersine, gelişmiş ülkelere kaynak aktarımı şekline dönüştü. İşte, bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bu defa, GATT''ı istihlaf eden Dünya Ticaret Örgütü (WTO), gelişmekte olan ülkelerin yegane umudu olan tarıma ve keza, bu ülkelerin nisbi avantaj sahibi oldukları işgücü sektörüne el atmaya başladı. Hizmetler sektörünü, ileri teknolojiye sahip olma nedeniyle, esesan elinde bulunduran gelişmiş ülkeler, özellikle ucuz işgücünün seyyaliyetine çeşitli engeller koyma yoluna girdiler. Keza tarım sektöründe de bazı açılımlar için, örneğin, gelişmekte olan ülkeler açısından lüks sayılabilecek, çevre ölçütleri empoze edilmek isteniyor. Seattle''daki isyanı (!), işte bu birikimlerdeki patlamalar doğurdu. Bundan sonra, küreselleşme denilen tekne de, ne kadar gazlanırsa gazlansın, artık pupa yelken gidemeyecek.

