21-23 Haziran 1999 tarihlerinde, İstanbul''da, "Üç Denizin Öyküsü" adı altında düzenlenen uluslararası konferansta, ülkemizle ilgili olarak ortaya konulan görüşler ve edinilen izlenimler, özetle şöyle olmuştur:
*Konferansta, bizim tercihimiz olan Bakü-Ceyhan boru hattı, diğer alternatiflere kıyasla, arzettiği avantajları itibariyle, yetkililerimiz tarafından, genel hatlariyle de olsa, dile getirilmiş ve anlatılmıştır. Ancak belirtmek gerekir ki, bu tercihin, herşeyden evvel, ekonomik ve ticari bir tercih olduğu üzerinde yeteri kadar durulamamıştır. Bir bakıma, Bakü-Ceyhan hattının siyasi ağırlığından adeta kuvvet almakta olduğumuz gibi, iş ve yatırım erbabı açısından, pek de ve ikna edici olmayan bir yaklaşımı benimsemeyi yeğledik. Bunda, Amerika''nın bizi desteklemekte olmasının, şüphesiz büyük rolü ve etkisi oldu. Gerçekten, Başkan Clinton''ın, bölge özel temsilcisi Büyükelçi Morningstar, yaptığı konuşmasında, Bakü-Ceyhan hattını, Amerika''nın, başlıca, siyasi mülahazalarla desteklediğini, böylece, üstü kapalı olarak, İran''ın ve Rusya''nın devre dışı bırakılmış olacağını anlatmak istedi. Halbuki, katılımcıların çoğu, söz alarak, siyasetle, iş ve ticaretin ayrı kanunlara tabi olduğunu, birinin diğeri ile karıştırılmaması gerektiğini, Bakü-Ceyhan''ın şu sırada siyasi bir tercih olarak kabulü üzerinde konsensüs sağlanmaya çalışılsa bile, diğer alternatifler muvacehesinde, bu hattın henüz, ekonomik ve ticari bir tercih olarak benimsenmekten uzak olduğunu vurguladılar. İşin ilginç yanı, boru hatları konusunda Türkiye ile birlikte hareket ettiği zannedilen Azerbaycan temsilcisi de, aynı görüşü savunanlar arasında yer aldı ve boru hatları konusunun politize edilmemesini beklediklerini bildirdi.
Yetkililerimiz, Hazar petrollerinin, Rus taşıma sisteminden ve Kafkaslar''da halen mevcut şebekeden Karadeniz''e, ezcümle, Novorososisk''e yığılmasının, Boğazlar''a, kaldıramayacağı kadar yük bindirmiş olacağını ve başta çevre güvenliği olmak üzere, bilinen birçok haklı nedenle, Türkiye''nin Boğazları korumak zorunda kalacağını, dolayısiyle, Bakü-Ceyhan hattına öncelik verilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladılar. Bu münasebetle, Bakü-Ceyhan''dan, çok, Boğazlar''ı (by-pass) edebilecek nitelikte, birden fazla alternatifin, düşünce veya ön proje aşamasında dahi olsa, geliştirilmekte olduğu ortaya çıktı. Bunlar arasında, Burgas-Dedeağaç hattıyla, Burgas-Vlore (Arnavutluk) hattı üzerinde yoğunlaşan konuşmalar dikkati çekecek nitelikte idi. Öte yandan, mevcut, Rus Novorosisk-Odesa (Ukrayna) hattının bir bağlantı ile, Drujba-Omisali (Slovenya) hattına bağlanabilmesinden bahsedildi.
*Bize verilmek istenen mesaj, özetle, Boğazlar''ı kapatmakla, daha çok alternatifin gündeme gelmesini çabuklaştırmış olacaksınız şeklinde idi.
Doğalgaz konusunda, Türkiye''nin durumu farklı olarak ele alındı. Türkiye''nin ve tabiatiyle Avrupa''nın giderek artmakta olan gaz ihtiyacı karşısında, örneğin, Türkmen gazını, Hazar''dan, Kafkasya üzerinden Türkiye''ye ve Avrupa''daki pazarlara taşıyacak boru hattının, uluslararası finans çevrelerinde, petrol boru hattına kıyasla, daha hayırhahlıkla mütalaa edilmekte olduğu üzerinde görüş birliği hasıl olurken, Ruslarca, bu hat''a rakip olarak görülen, Samsun çıkışlı Mavi Akım, (Blue Stream) şimdilik ütopik olmasa bile, gerçekleştirilebilme şansı az bir girişim olarak nitelendi. Yetkililerimiz, ülkemizin gelecekteki gaz ihtiyacından bahisle, bu projeyi de realize etmek için, mevcut imkanları kullanacaklarını bildirdiler. Bu vesile ile, yatırmcı çevreler, bölgede, başta Mısır olmak üzere, İran, Irak, Körfez ülkelerinden bazıları (Katar) ve Cezayir''in de, doğalgaz açısından potansiyel tedarik (supply) merkezleri olduklarını vurgulayarak, Orta Asya ve Rusya gazının tekel oluşturmayacağını anlatmak istediler. Filhakika, Bakan düzeyinde konferansa katılan Mısır heyeti, ülkelerinin, doğalgazda epey iddialı olduklarını yaymaya çalıştılar.
*Konfrensta Rus heyeti elindeki piyasanın önceliklerini savunurken, bir taraftan da, göz korkutan bazı taktiklere başvurmaktan kendilerini alamadılar. Ezcümle, Hazar''daki petrol araştırmalarına ve bu maksatla verilmekte olan ruhsatlara, aceleyle, fazla bel bağlanılmamasını, zira, Hazar''ın statüsünün hâlâ açıkta olduğunu, özellikle ekonomik (zone)ların ülkeler arasında paylaşımının henüz nihai bir statüye bağlanamadığını ve Rusya''nın bu babdaki haklarını saklı tutmaya devam ettiğini, Rus heyeti ilgililere, bu vesile ile duyurmaya ayrı bir gayret gösterdi.
*Özetlemek gerekirse, yabancı sermaye şu sırada, petrolden çok, doğalgazla daha fazla ilgilenmeyi tercih ediyor ve bir bakıma, aşikar seçici davranıyor. Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri, eskisi gibi, pek aşırı derecede teşvik edilmiyor ve siyasi tercihlerin herhalde, ekonomik ve ticari tercihler haline dönüştürülmesi bekleniyor.

