Kaydet
a- | +A

Kosova''daki gelişmelerin hızına yetişmek mümkün değil. Hele, Ruslar''ın, NATO''yu atlatarak, 200 kişilik bir kuvvetle, önceden Priştine''ye girmesi ve Amerika''nın bunu, ifade olunduğuna nazaran, CNN''den öğrenmesi, inanılacak şeyler değil. Neyse, NATO da, şimdilik, 10.000 kişilik bir kuvvetle Kosova''ya girdi ve beş ayrı sektörde konuşlandı.

Bütün haber ve yorumlar bu gelişmeler üzerinde yoğunlaşmış bulunuyor. Yüzeyi bırakıp, biraz ötesini düşündüğümüzde, yepyeni bir dünya düzeninin oluşmakta olduğunu görüyoruz. Aslında, bundan sekiz sene önce, Körfez savaşı sonrası, zamanın ABD Başkanı G. Bush tarafından ortaya atılan, ancak sonu getirilemeyen yeni dünya düzeninin (New World Order) temellerinin şimdi atılması, ilginçtir, akide olarak savaş karşıtı, halihazır Başkan Clinton''a nasip oldu.

Hasta bir başkanın zoraki yönetiminde, darma dağınık ve gündelik ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir Rusya, öte yandan, insanlıktan nasibi olmayan fanatik bir Sırp, Miloşeviç, yüksek teknoloji ve müstesna ateş gücüne sahip ve Avrupa''nın da onsuz adım atamadığı Amerika''ya, bulunmaz bir fırsatı, adeta gümüş tepsi içinde sundu. Rakipsiz liderlik için, elli yıllık eskimiş düzenin artık değişmesi gerekiyordu. Savunma örgütü olan NATO''ya, bundan sonrası için yeni misyon ve hedefler bulmak icab ediyordu. Bunun için de, öncelikle örgütün, coğrafi görev alanını, yeni tariflerle genişletmesi lâzımdı. Sovyetler''in dağılması ve soğuk savaş sonrası dönemde, bu defa, etnik uyuşmazlıklar, barış ve istikrarı ciddi biçimde tehdit etmeye başlamıştı. Özellikle, Balkanlar''daki sınırlar, etnik çatışmaları adeta teşvik eder nitelikteydi. Bunun ilk ve acı örneği Bosna''da yaşandı. İkinci örnek Kosova oldu ve Sancak, Voyvodina ve Karadağ gibi emsaller de, peşinden sıraya girdiler. Bölgede, Makedonya, Arnavutluk ve hatta Bulgaristan ve Romanya bile, istikrarsızlığa (destabilization) sürüklenme tehlikesiyle burun buruna geldiler. Böylesine bir ortamı iyi okuyamayan Sırbistan, ananevi fanatizmin esiri olarak ve Miloşeviç gibi bir liderin yönetiminde, Kosova''da yangını başlattı ve nüfusun % 90''ını teşkil eden Arnavutlar''ı temizlemeye ve tehcire kalktı ve bunu yaparken, hiç şüphe yok ki, Ruslar''a güvendi. Ancak, evdeki hesap çarşıya uymadı. Ne, Batı''ya sığınmaktan başka çaresi kalmayan Rusya Sırbistan''ın arkasında durabildi ve ne de, Birleşmiş Milletler ve onu savunan dünya, 78 gün aralıksız süren amansız yoğun bombardıman karşısında parmağını oynatabildi. Sonuçta, Sırplar''ın aymazlığı, ilke itibariyle bağımsız bir ülkenin kapitülasyonu ve istila edilmesi gibi, Devletler hukukundaki tarifleri değiştiren bir yolu açtı ve emsali oluşturdu.

Mevcut koşullarda, son çare olan işgalin, neyi çözümleyeceğini göreceğiz. Hele, böylesine bir operasyona, emri vaki ile Ruslar''ın ortak edilmiş olması, şimdiden, geçmişteki zorbalıklardan, bigünah insanların nahak yere çektiklerini hafızalarda çağrıştırıyor. Kosova''da, Sırplar''ı desteklemekten gayri fonksiyonları bilinmeyen Ruslar''ın, hazıra konmaları, epey açık gözlülük. Ama, yeni dünya düzeninin bekçisi Amerika, buna nasıl göz yumdu? Anlaşılmayan bu. Demek ki, sözde ilkeler ne olursa olsun, pazarlıkların önceliği var. Dünyada düzen değişse de, değişmeyen budur. Bu dünya yazık ki, hâlâ liderini bulamadı.