- Türkiye tarafından satın alınan ve üretimi biten 6 adet F-35 uçağı ABD'deki depolarda muhafaza edilmektedir.
- S-400 konusunun çözülmesi durumunda depodaki 6 uçağın Türkiye'ye teslimi haftalar veya aylar içinde gerçekleşebilirken, yeni F-35 siparişlerinin takvimi yıllara yayılmaktadır.
- Türkiye'nin ÖZGÜR-II modernizasyonunda yapısal ve uçuş kontrol unsurları sebebiyle ABD ile eş güdümlü çalışması beklenmektedir.
- 40 adet yeni F-16 Block 70 için teklif ve kabul mektubu imzalanıp ilk ödeme yapılmış olup Türk Hava Kuvvetlerine ilk teslimat için 2030 yılı gerçekçi bir takvim olarak öngörülmektedir.
- S-400 bataryalarının mülkiyet ve fiziki kontrolünün üçüncü bir ülkeye devredilmesi CAATSA kısıtlamasının aşılmasında temel bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Ankara’nın Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan hat boyunca artan siyasi ve askerî ağırlığı, Washington’la yürütülen savunma pazarlıklarında Türkiye’nin müzakere gücünü artırıyor. F-35 ve F-16 dosyaları da artık yalnızca siyasi mesajlarla değil, hukuki statü, teslimat koşulları ve üretim takvimiyle birlikte değerlendiriliyor.
Türk basınının gözünden kaçmış olacak ki, ABD Kongre Araştırma Servisi’nin (CRS) 20 Ağustos 2026 tarihli Türkiye raporu, iki dosyada kamuoyuna çok az yansıyan bazı ayrıntıları barındırmakta.
Retinamıza ilk çarpan ayrıntılardan biri, Türkiye tarafından daha önce satın alınan 6 F-35’in hâlen ABD’de depoda tutulduğuna ilişkin kayıt.
CRS’ye göre S-400 düğümü çözülürse söz konusu altı uçak "haftalar veya aylar" içinde Türkiye’ye gelebilir, ilave F-35’lerin takvimi ise yıllara yayılıyor.
Tam da burada yakın zamanda Türkiye Gazetesi’ne konuşan ABD Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Darrell Issa’nın sözleri farklı bir soru doğuruyor.
Issa, F-35 konusunda kamuoyundaki algının farklı olduğunu belirterek, uçakların yalnızca "beklemede" olmadığını ve çok büyük bir sipariş birikimi bulunduğunu söylemişti. Peki ABD’de depoda bulunan ve üretimi tamamlanmış 6 Türk uçağının statüsü ile F-35 programındaki küresel üretim ve teslimat kuyruğunu aynı başlık altında değerlendirmek ne kadar doğru?
F-16 cephesinde de benzer bir belirsizlik söz konusu. Türkiye, 40 yeni F-16 için teklif ve kabul mektubunu imzaladı ancak CRS raporu programın bundan sonraki uygulama safhasını hâlen belirsiz olarak nitelendiriyor. Ankara’nın 79 adet F-16V modernizasyon kitinden vazgeçerek ÖZGÜR-II’ye yönelmesi ise Issa’nın “F-16 modernizasyonu en yüksek öncelik olmalı” sözlerine ayrı bir anlam yüklüyor.
Peki iki dosyada teknik tablo ne söylüyor?
F-35’lerin mevcut statüsünden ÖZGÜR-II’nin ABD ile teknik bağlarına, yeni F-16 Block 70’lerin teslimat takviminden S-400 düğümüne kadar merak edilen başlıkları Defence Turk’ün Kurucu Ortağı ve Yayın Koordinatörü Ahmet Alemdar ile konuştuk.
"6 F-35 İLE YENİ SİPARİŞLER AYNI TAKVİMDE DEĞİL"
Alemdar, üretimi tamamlanan 6 uçak ile gelecekte verilebilecek yeni siparişlerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Depodaki 6 uçak üretim süreçleri tamamlanmış ve resmi olarak mülkiyeti tescilli platformlardır. Yani bu uçaklar Lockheed Martin’in üretim hattından çıkıp Türkiye’ye verilen uçaklar ancak teslimatı gerçekleşmediği için depoda muhafaza altında tutuluyorlar. 6 uçağın teslimi yalnızca uzun süreli korumadan çıkarma olarak ifade edilen bir süreçten geçecekler. Kısaca uçuşa elverişlikleri tasdik edilecek bu süreçte aylar sürebilir.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Issa, gazetemize konuştu: Yaptırım yok öncelik F-16’lar
Darrell Issa’nın bahsettiği "büyük sipariş birikimi", LM’nin iki ana üretim üssündeki teslimat periyoduna ilişkindir. Türkiye’nin yeni sipariş geçmesi halinde mevcut üretim & teslimat sırasına girmesine atıf yapıyor. Böyle olunca yeni siparişin teslimatları da yıllar sürebilir. Nihayetinde ikisi farklı durumlardır. Biri mülkiyeti belli uçakları diğeri yeni siparişleri ifade ediyor."
ÖZGÜR-II’DE ABD TAMAMEN DEVRE DIŞI MI?
–Türkiye’nin 79 adet F-16V modernizasyon kitinden vazgeçerek ÖZGÜR-II’ye yönelmesinin ardından Issa’nın "F-16 modernizasyonu iki ülke için en yüksek öncelik olmalı" sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz? ÖZGÜR-II kapsamında ABD’den hâlen gerekli olan teknik onay, sertifikasyon veya ihracat izni gibi kritik girdiler bulunuyor mu?
Alemdar’a göre Türkiye, millî sistemlerle önemli ölçüde hareket alanı kazanmış durumda ancak F-16’nın yapısal özellikleri nedeniyle Washington tamamen denklemin dışında değil:
"Modernizasyon ile kasıt, uçağın uçuş aviyoniklerinin günün harp koşullarına uygun olarak yenilenmesidir. Türkiye halihazırda çeşitli sistemleri millî olarak geliştirdi. ABD’nin yüksek öncelik vermesi ise kendi sistemlerini Türkiye’ye satma ve uzun vadeli bağımlılık ilişkisini koruma tabanlı okunabilir.
ÖZGÜR-II ise Türkiye’nin bahse konu millî aviyoniklerini temel alan kapsamlı bir iyileştirme girişimidir. Görev bilgisayarından gelişmiş AESA radarına kadar kapsamlı dönüşüm planlanıyor.
Yapısal ve uçuş kontrol gibi hususlara müdahaleyi kapsayan dönüşümler de dâhil edildiğinde ‘tamamen ABD’den bağımsız biz bunu yaparız’ demek doğru olmaz. ABD ile eş güdümlü olarak hem yapısal hem de aviyonik dönüşümler yapılabilir.
Kısaca ÖZGÜR-II ile Türkiye önemli bir kabiliyet ve duruş ortaya koyarken ABD’den gelebilecek örtülü veya açık ambargo ve kısıtlamalardan kaçınmak için süreci iş birliği içerisinde tamamlayacaktır."
İLK BLOCK 70 İÇİN 2030 İHTİMALİ
–40 yeni F-16 Block 70 için teklif ve kabul süreci tamamlandı, başlangıç ödemesi de yapıldı. Kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde programın bugün hangi aşamada olduğunu nasıl değerlendirmek gerekir? Mevcut üretim takvimi dikkate alındığında ilk teslimatların hangi zaman aralığında gerçekleşmesi beklenebilir?
"Bu noktada hem teklif hem kabul mektubu (LOA) imzalanıp, ilk ödeme yapılmıştır. Şu aşamda tedarik zincirinin planlanması, konfigürasyon (donatım aviyonikleri) kesinleştirilmesi vd. hususlar tartışılmaktadır. Buna göre LM üretim için siparişleri geçecek ve üsretim sırasına Türkiyeyi alacak. Ancak Block70 üretimi yapılan tesiste başka ülkelerin yani küresel zincirin biriken siparişleri bulunuyor. Burada üretim kapasitesi vs de göz önüne alınınca Türk Hava Kuvvetlerine ilk teslimat için 2030 gerçekçi bir takvim olabilir."
S-400 DÜĞÜMÜNDE ÜÇÜNCÜ ÜLKE FORMÜLÜ
–S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devri, özellikle BAE seçeneği açık kaynaklarda tartışılıyor. Sizce böyle bir formül F-35 transferinin önündeki hukuki engeli ve CAATSA sorununu çözmeye yeter mi, yoksa Washington’ın ayrıca arayacağı siyasi ve teknik şartlar olur mu?
Alemdar, sistemlerin Türkiye’nin mülkiyetinden ve fiziksel kontrolünden çıkarılmasını sürecin ilk ve en önemli adımlarından biri olarak değerlendiriyor:
"Şu an en öncelikli mesele CAATSA. S-400 bataryalarının üçüncü bir ülkeye devredilerek mülkiyet ve fiziksel kontrolünün Türkiye sınırları dışına çıkarılması, ilgili şartın karşılanması açısından teorik ve hukuki olarak önemli bir adımdır.
ABD’de ortaya konacak irade, yani Trump’ın Kongre’den çıkmasını isteyeceği kararlar ise belirleyici olacaktır. Türkiye’nin hem mülkiyetinden hem de topraklarından S-400 sistemlerini çıkarması ilk adımı teşkil edecektir.
Kongre’nin durum tespiti için heyet görevlendirmesi muhtemeldir. Herhangi bir bileşenin Türkiye’de kalmadığının teyidi istenebilir. Ancak Kongre’nin Ege Denizi gibi farklı başlıklarda talepkâr olmaması da süreci hızlandıracaktır.
Mevcut ilişkiler ışığında sürecin çok hızlı olmasa dahi ‘sorunsuz’ tamamlanma potansiyeli yüksektir."

