- 2027 yılında milli hibrit roket motoru ateşlenecek ve Türkiye, hibrit roket teknolojisini derin uzayda kullanan ilk ülke olacak.
- Ay yolculuğunda kullanılacak sistemlerle Türkiye, yörünge transferi gerçekleştirebilen uzay araçları geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmayı hedefliyor.
- 1950'li ve 1960'lı yıllarda Kirkor Divarcı, mühendislik eğitimi ve gelişmiş laboratuvarlara erişimi olmamasına rağmen kendi imkanlarıyla roket tasarladı ve denemeler yaptı.
- Kirkor Divarcı ve Bandırma Füze Kulübü'nün ortaklığıyla geliştirilen Marmara-4 roketi, 5415 metre yüksekliğe ulaşarak dönemin amatör roketçilik denemelerinde üçüncü sıraya yerleşti.
- Kirkor Divarcı'nın evinde çıkan bir yangın, yılların emeğini, teknik çizimlerini ve tüm projelerini küle çevirerek Divarcı'nın roketçilik sahasından çekilmesine neden oldu.
Geçmişte "yapılamaz" denilen, evindeki bir yangınla hayalleri küle dönen Kirkor Divarcı’nın başlattığı o sessiz devrim, bugün Türkiye’nin milli teknoloji hamlesiyle yeniden hayat buluyor.
MİLLİ HİBRİT MOTORLA TARİHİ EŞİK: 2027
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın müjdesini verdiği Ay Programı, Türkiye için yeni bir milat niteliğinde. 2027 yılında ateşlenecek milli hibrit roket motoru, Türkiye’yi hibrit roket teknolojisini derin uzayda kullanan ilk ülke konumuna taşıyacak.
Sadece bir fırlatma başarısı değil, aynı zamanda küresel bir ticaret hacmi de hedefleniyor. Ay yolculuğunda kullanılacak sistemler, Türkiye’yi yörünge transferi gerçekleştirebilen uzay araçlarını geliştiren ve dünyaya ihraç eden sayılı aktörlerden biri haline dönüştürecek. Savunma sanayiinde yakalanan ihracat başarısının, uzay teknolojileriyle derinleşerek devam etmesi bekleniyor.
ALAYCI BAKIŞLARDAN DÜNYA ÜÇÜNCÜLÜĞÜNE
Bugün konuşulan milli roket motorları, uzay limanları ve Ay programları; yıllar önce çok daha sınırlı imkanlarla göğe bakmayı seçen insanların hayallerini hatırlatıyor. O isimlerden biri de Kirkor Divarcı’ydı.
1950’li ve 1960’lı yıllarda dünya, uzay yarışının heyecanını yaşıyordu. Sovyetler Birliği’nin Sputnik’i uzaya göndermesiyle birlikte yalnızca devletler değil, dünyanın dört bir yanındaki gençler de roketçiliğe ilgi duymaya başlamıştı. Türkiye’de de bu heyecan karşılık bulmuş, özellikle Bandırma Füze Kulübü gibi girişimler dönemin en dikkat çekici teknoloji hareketlerinden biri haline gelmişti.
Tam da bu dönemde ortaya çıkan Kirkor Divarcı ise hikayeyi farklı bir noktaya taşıdı. Üsküdarlı genç bir kuyumcu ustası olan Divarcı’nın ne mühendislik eğitimi vardı ne de gelişmiş laboratuvarlara erişimi. Gazetelerde gördüğü çizimlerden, yabancı dergilerden ve kendi gözlemlerinden hareketle roketler tasarlamaya başladı. Kendi imkânlarıyla küçük denemeler yaptı, başarısız oldu, yeniden denedi. Onun hikayesini özel kılan şey yalnızca teknik merakı değil, imkansızlıkların içinde sürdürdüğü inadıydı.
Kirkor Divarcı’nın geliştirdiği roketler zamanla dikkat çekmeye başladı. Basın ona "Roketçi Kirkor" adını taktı. Ancak bu ilgi her zaman destek anlamına gelmiyordu. Dönemin Türkiye’sinde bilimsel merak çoğu zaman tuhaf karşılanıyor, "icat çıkarma" kültürü küçümseniyordu. Buna rağmen Divarcı vazgeçmedi.
1962’de Kirkor Divarcı ile Bandırma Füze Kulübü’nün yolları kesişti. Ortaya çıkan ortaklık, Türkiye’nin erken dönem roketçilik tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Birlikte geliştirilen Marmara-4 roketi 5415 metre yüksekliğe ulaştı. Bandırma Füze Kulübü ve Kirkor Usta’yı, ABD ve Almanya'daki amatör roketçilik denemelerinin ardından üçüncü sıraya yerleştirmişti.
O dönemde ABD ve Almanya’nın hemen ardından gelen yerli başarı, sadece teknik bir zafer değil, bir milletin "biz de varız" deme şekliydi. Ancak başarı her zaman alkışla karşılanmıyordu. Kirkor Usta ve beraberindeki gençler, bir yandan gökleri zorlarken diğer yandan "başımıza icat çıkarmayın" diyenlerin ördüğü duvarlarla çarpışıyordu.
Yükselen bu ivme, karanlık bir geceyle aniden kesildi. Kirkor Divarcı’nın evinde çıkan ve nedeni hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamayan yangın, yılların emeğini, teknik çizimleri ve tüm projeleri bir gecede küle çevirdi. Sadece kâğıtlar değil, bir adamın umudu ve Türkiye’nin uzaydaki geleceği de o yangında yandı. Divarcı, yaşadığı derin hayal kırıklığıyla roketçilik sahasından çekilmek zorunda kaldı.
2027: DERİN UZAYDA İLK TÜRK İMZASI
Geriye kalan Bandırma Füze Kulübü ise bir süre daha dirense de dönemin siyasi iklimi ve güvenlik gerekçeleriyle faaliyetlerine son vermek durumunda bırakıldı. Kirkor Usta’nın kısıtlı imkanlarla ateşlediği o ilk kıvılcım, yıllarca küllerin altında saklı kaldı. Bugün 2027 Ay hedefine doğru ilerleyen yerli motorların gürültüsünde, aslında o gün yarım kalan bir hikayenin yankısı duyuluyor.
Geçmişin hüzünlü hatırası, modern Türkiye’nin derin uzay vizyonuyla nihayet hak ettiği karşılığı buluyor.

