ABD ve Avrupa borç batağında yüzerken Türkiye yıldız gibi parlıyor. Uluslararası Finans Enstitüsünün rakamlarına göre, teknik olarak sadece "kamu borcu" ele alındığında ABD'nin borcu 40,5 trilyon dolar, 32 Avrupa ülkesinin toplam borcu ise 95 trilyon, Türkiye’nin ise 198 milyar dolardır... Peki, küresel ekonominin bu iki dev merkezi neden bu duruma düştü? ABD federal hükûmetinin borcu, özellikle 2000'li yıllardan itibaren uygulanan genişlemeci politikalar, kriz müdahaleleri ve yapısal bütçe açıkları nedeniyle patlama yaşadı.
2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları sonrası askerî harcamalar, 2008 küresel finans krizi ve 2020 Covid-19 salgınında piyasalara enjekte edilen trilyonlarca dolarlık teşvikler kamu borcunu katladı. ABD'nin sadece 2026 mali yılındaki bütçe açığı yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşarak millî gelirin %6,2'sine karşılık ulaştı. Enflasyonu dizginlemek adına Fed'in faiz oranlarını yüksek tutması, borçlanma maliyetlerini uçurdu. ABD'nin piyasaya olan borcu millî gelirinin %100'ünü aşarak 80 yılın zirvesine çıkarken, hükûmetin yıllık faiz ödemeleri tek başına 1,1 trilyon doları geçti...
Avrupa'nın 32 ülkesini kapsayan toplam borç (kamu, şirket ve hanehalkı) 95 trilyon doları aşarak küresel borcun %25'ini oluşturuyor. Avrupa'nın en yüksek borç stokuna sahip ülkesi 15,5 trilyon dolar ile Fransa. Bölgenin toplam borcunun millî gelire (GSYH) oranı %325 seviyesine tırmandı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kriziyle baş etmek için verilen milyarlarca avroluk devlet destekleri, yaşlanan nüfusun getirdiği sosyal güvenlik yükleri ve artan borçlanma maliyetleri, Avrupa hükûmetlerinin bütçelerini dengelemesini imkânsız hâle getirdi... ABD'de kişi başına düşen ulusal kamu borcu yaklaşık 121.000 dolar, Avrupa Birliği (AB) genelinde ise kişi başına düşen ortalama kamu borcu yaklaşık 35.700 avro (~38.700 dolar) seviyesindedir. Ülkenin toplam borcunun Gayrisafi Yurt İçi Hasılası'na (GSYH) oranı %128. Eurostat verilerine dayanan AB Borç Haritası raporlarına göre, AB'deki 27 ülkenin toplam kamu borcunun nüfusa bölünmesiyle elde edilen kişi başına düşen ortalama borç 35.700 avro düzeyinde. Türkiye, ABD ve Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında borçluluk oranları ve makroekonomik riskler açısından son derece korunaklı ve güvenli bir bölgede. Türkiye, toplam borcunun millî gelire (GSYH) oranı bakımından dünya genelinde borç yükü %22,2 ile en düşük ülkelerden biridir. Kişi başına düşen kamu (devlet) borcu 11.800 dolar seviyesindedir.
Karşılaştırmak gerekirse bu tutar ABD'de kişi başı 113.300 dolar, Japonya'da ise 110.700 dolardır.
Peki, Türkiye neden güvenli bölgede? Toplam borçluluk oranı dünya ortalaması yüzde 306, gelişmekte olan ülkeler ortalaması %229, Avrupa ortalaması %325, Türkiye hane halkı vatandaş borcu %10,1 ile dünyanın en muhafazakâr ve dirençli ülkesidir. Şirketlerin borçluluk oranı da %38,9 ile küresel eşiklerin çok altındadır. Türkiye'nin toplam 539 milyar dolarlık brüt dış borç stokunun tamamı devlete ait değildir: Dış borcun %59,8’i yani 318 milyar doları özel şirketlere ve finans kuruluşlarına aittir. Devletin payı 197,9 milyar dolardır.
Özetle; ABD ve Avrupa (özellikle 15,5 trilyon dolar borçla Fransa ve 14,7 trilyon dolarla İngiltere) devasa bir borç sarmalıyla yüzleşirken, Türkiye makro düzeyde borç oranı en düşük ve finansal şoklara karşı en dirençli ülkeler arasındadır. Hükûmetin ve ekonomi yönetiminin (özellikle kamu borcunun millî gelire oranını düşük tutmaya yönelik politikaları) kamu borcunun GSYH’ye oranını %23,9-%26 gibi gelişmekte olan ülkelere kıyasla sınırlı seviyelerde tutmasında etkili olmuştur. Türkiye’de hâlâ "ekonomik kriz var" diyenlerin ya akıllarından zoru vardır, ya gözleri kördür, ya da yıkıcı hainler safındadır!..

