Meyve ve sebze fiyatlarındaki fahiş artışlar vatandaşın en büyük sorunlarından biridir. Küresel gıda fiyatları düşüş eğiliminde olsa da, Türkiye'deki pazar etiketleri enflasyon ve tedarik zinciri bahanesiyle cep yakmaya devam ediyor. Bir aile bütçesinde sebze ve meyve toplam gıda harcamalarının yüzde 30’unu oluşturuyor. 4 kişilik bir aile ayda bu ihtiyaçlarını karşılamak için 15-20 bin lira harcıyor...
Bir araştırma yaptım. 1 kilo soğanın tarla fiyatı 9, market fiyatı 25 TL... 1 kilo patatesin tarla fiyatı 12, market fiyatı 27 TL, 1 kilo bezelyenin tarla fiyatı 15, pazar fiyatı 70 TL, 1 kilo fasulyenin tarla fiyatı 35, pazar-market fiyatı 90-150 TL, 1 kilo ıspanağın tarla fiyatı 6-10 lira, market-pazar fiyatı 40-50 lira... 1 kilo erik bahçede 50, pazarda 100-150 lira, 1 kilo kiraz bahçede 40, markette 150 lira, 1 kilo kayısı bahçede 15-30 lira, markette 100-150 lira. Oysa kilo başına nakliye bedeli 0,5 ila 1 TL arasında.
Görüyorsunuz çiftçi büyük emekle ortaya çıkardığı ürünlerine karşılığını alamıyor, fahiş fiyatı biz ödüyoruz, aracılar elini kolunu sallayarak milyarlarca lirayı haksız bir şekilde cebine indiriyor. Peki yıllardan beri sırtımızdaki bu kamburdan nasıl kurtulacağız? Vatandaş ucuz sebze ve meyveye nasıl ulaşacak?..
Hükûmet bu konuda çok ciddi bir adım atarak Hal Kanunu Taslağı hazırladı. Ancak bir türlü yasalaşarak yürürlüğe girmedi. Temel neden, üretim eksikliği, sektör içindeki dengesizlikler, farklı çıkar grupları arasındaki uzlaşmazlıklar gösteriliyor. Buradaki asıl sorun, tarımsal üretim miktarının ve lojistiğin planlanamaması Yeterli ürün arzı sağlanmadan fiyat dengesi kurulamadığı söyleniyor. Oysa yasa hayata geçirildiği anda, zincir marketlere doğrudan üreticiden alım zorunluluğu getirilecek. Hallerde komisyoncular arası mal devri yasaklanarak fiyatların elden ele gezdikçe şişmesinin önüne geçilecek. Arz zincirindeki haksız rekabet ve stokçuluk cezaları artırılacak. Sebze ve meyve pazarında aracıları kaldırmak; doğrudan üretici örgütlenmeleri, sözleşmeli tarım modelleri ve kooperatifler aracılığıyla mümkündür. Tarladan doğrudan tüketiciye ulaşan kısa tedarik zincirleri oluşturmak, hem gıda enflasyonunu düşürür hem de üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlar.
Çiftçilerin bir araya gelerek kurduğu kooperatifler (örneğin; Tarım Kredi Kooperatifleri), ürünleri tek elden toplar, paketler ve doğrudan tüketiciye veya büyük zincir marketlere satar. Bu sayede komisyoncular ve halciler aradan çıkarılmış olur. Doğrudan Alım Zorunluluğu ile zincir marketlerin, satacakları sebze ve meyvelerin belirli bir oranını doğrudan üreticilerden veya üretici örgütlerinden alması hedefleniyor. Kurallara uymayan veya fiyat manipülasyonu yapan marketlere yıllık 50 milyon TL'ye varan ağır cezalar getiriliyor. Üretici örgütlerine toptancı hal kurabilmeleri için bedelsiz yer tahsis ediliyor... Yasalaştırın artık bu taslağı vatandaşı aracı mafyasının elinden kurtarın. Suni fiyat artışlarını önleyin, enflasyonun belini kırın. Memuru, emekliyi, işçiyi, tüm ülkeyi sevindirin. Size bu yakışır!
.....
ÖNEMLİ NOT: Cumartesi günkü yazımda, ABD-İran anlaşmasının gerçekleşmesi durumunda, petrolün düşeceğini, altının yükselişe geçeceğini yazmış, “altında alım zamanı, fırsat kaçmış değil. Bugün 6.300 liralık 24 ayar külçenin gramı kısa vadede 7 bin lirayı aşabilir... Sarı kızımız gelinlik giyiyor, düğün yakında" demiştim. Yanılmadım. Faiz baskısından kurtulan altın merkez bankalarının güçlü alımlarıyla yeni rekorlara koşuyor. Bizi dinleyen kazanıyor...

